İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işe bu armağanda yatıyor. Ne zaman içmek için çeşmeye gelsem, diri suyun kendisini susamış bulmamda... Ben onu içerken o da beni içer.
O, içinizde hep çoğalan alev alev bir ruh; siz onun yayılmasına aldırış etmeden günlerinizin solup gitmesine hayıflanırken. O, mezardan korkan bedenlerde hayatı arayan hayat.
Ölçmek sizi en küçük ediminizle, okyanusun gücünü köpüklerinin zayıflığıyla değerlendirmek demektir.
Sizleri başarısızlıklarınızla yargılamak, değişkenliklerinin suçunu mevsimlere yüklemek demektir. Evet, sizler okyanus gibisiniz, kıyılarınızda denizin yükselmesini beklese de karaya oturmuş gemiler, okyanus gibi siz de gelgitlerinizi hızlandıramazsınız. Aynı zamanda mevsimler gibisiniz. Kışınızda ilkbaharınızı yadsısanız da, içinizde yatan ilkbahar, gülümser uyku mahmurluğuyla ve alınmaz.