"Neden yaşadığımızı düşündün mü hiç?"
"Bakıyorum işin ucunu bırakmıyorsun."
"Tersine. Cevabı biliyorum artık. Bu gezegende insanlar yaşıyor ki, biri bütün her şeye ad koyabilsin."
"Öyle mi? Bak bunu hiç düşünmemiştim."
"Öyleyse zor bir sorunla karşı karşıyasın. Çünkü insan düşünen bir varlıktır. Eğer düşünmüyorsan, demek ki insan değilsin."
"Sofie!"
Ruh asıl evini özlemeye başlar. Platon bu özleme eros diyordu. Bu sözcüğün anlamı sevgidir. Yani ruh kendi asıl kökenine yönelik bir tür "aşk dolu özlem" hissetmeye başlar. Artık bedeni ve duyusal olan her şeyi yetersiz ve önemsiz saymaktadır. Sevginin kanatlarında idealar dünyasındaki "yuvasına" uçmak ister. Bedenin zindanından kaçıp kurtulmayı arzular.
"Bir gün yok olacağını kuvvetle hissederse, yaşamın nasıl sonsuz bir değere sahip olduğunu da asıl o zaman anlıyordu. Madalyonun bir yüzü ne kadar büyük ve belirginse, diğer yüzü de o kadar büyük ve belirgindi. Yaşam ve ölüm aynı şeyin iki yüzüydü."
Dün sabaha karşı kendimle konuştum. Ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim, kendimle vuruştum.
-Özdemir Asaf