Şevval

Alışkanlıkla hep "ben" diye sözünü ettiğimiz şey bizim asıl Ben' imiz değil. Kısa süren bazı anlarda kendimizi daha büyük bir Ben'le özdeş hissedebiliriz. Buna kimi gizemciler Tanrı der, kimileri de "dünya ruhu", "doğanın bütünlüğü" ya da "evren". Eriyiş anında gizemci "kendini yitirdiğini" hisseder. Tanrı'nın içinde kaybolur ya da yitip gider -tıpkı bir su damlasının denize karışınca "kendisini yitirmesi" gibi. Hintli bir gizemci bunu şöyle dile getirmiştir: "Ben varken Tanrı yoktu, şimdi Tanrı var, ben yokum." Hıristiyan gizemcilerden Angelus Silensius ise şöyle demişti: "Denize varınca, küçücük damla deniz olur -Tanrı'ya kavuşan ruh da Tanrı."
Sayfa 156
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tanrı'ya en çok yaklaştığımiz yer kendi ruhumuzdur. Ancak orada yaşamın büyük sırrıyla birleşebiliriz.
Gördüğümüz her şeyde tanrısal sırrın bir parçası saklıdır. Bir ayçiceğinden ya da bir gelincikten parladığını görürüz onun. Ağaç dalından uçan bir kelebek -ya da akvaryumda yüzen bir balık- gördüğümüzde, bu derin sırra biraz daha yaklaşırız. Ama Tanrı'ya en çok yaklaştığımız yer, kendi ruhumuzdur. Ancak orada yaşamın büyük sırrıyla birleşebiliriz. Hatta nadiren de olsa, kendimizi bu tanrısal sırla aynı hissettiğimiz anlar vardır.
Sayfa 155 - Tanrı'ya en çok yaklaştığımız yer, kendi ruhumuzdur.
Plotinos'a göre "Bir"in ışığı ruhu aydınlatır, madde ise kendi varlığı bulunmayan karanlıktır. Doğadaki biçimler de "Bir"in zayıf birer yansımasıdır.
Sayfa 155