Zira, bugün ʻzengin'in tarifini TV filmleri belirliyor. “İhtiyaç'ın tarifi, ilgili nesnenin yaşamamız için zorunlu oluşuna göre değil, modaya veya alışkanlıklara göre yapılıyor. Uzak durmaya çalışsak da, zengin denilince dünyamıza gelen çağrışım bundan pek farklı değil: ev değil, lüks bir ev; araba, hem de lüks araba; yazlık, hem de lüks bir yazlık; her ay fuzuli bir yığın alışveriş, ama lüks bir alışveriş.
Ancak, görebildiğim kadarıyla, bir beldede huzurevleri inşasına başlanmışsa, o beldede huzur ortadan çekilir hale gelmiş demektir. Huzurevleri ve bir de çocuk esirgeme yurtları, hakkı kuvvete veren, bu yüzden de kuvvetsizleri veya kuvvetten düşenleri horlayan bir medeniyetin icatlarıdır. İnsanlar îşu asr-i enaniyet'te yalnız kendi nefisleri ve kendi menfaatleri için çırpınırken, çocuklar da ayakbağı olarak gözükür, yaşlılar da...