İçinde bu yılgınlığı duydukça, aklını kaçırmak korkusuyla hayal kurmamaya çalıştıkça, hiçbir iş çıkaramayacağın açıkça ortada. Herhangi bir şey yaratacaksan, hiç değilse eşyayı sevmeyi, yalnız yaşayıp zaman ve emeğine değer bir şey yaratmayı başarmalısın. Başkasından nefret eden bir insan hiçbir zaman yalnız değildir. Nefret ettiği insan her zaman onun yanındadır. Ama nesneleri sevmek için insanları da sevmen gerekir. Bundan kurtuluş yoktur. Aslında, senin bugünkü ruhsal durumunun mantıksal sonucu intihardır. Öyleyse, ya ilk ve son olarak intihar et ya da dünyayı ve senin için dünya demek olan insanı bağışlamaya karar ver. Onu bağışladıktan sonra gene yalnız olabilirsin – yalnız onunla kalabilirsin. Görüyorsun ya, bunda da bir hesaplılık var!