7/10
·152 syf.··
2026 35. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 09:09
Soğuk, huysuz, tuhaf birine rastlarsam “Norveç edebiyatı gibisin” diyeceğim. “Değişiksin işte, tarif bile edemiyorum.” Yok, bu Norveç Edebiyatı bana göre değil. Dönüp eski incelemelerime bakmadım ama bu cümleyi ilk kez kurmadığıma eminim. Ama niyeyse dönüp dolaşıp kendimi Norveç fiyortlarında buluyorum her seferinde. Nils Vik’in öldüğü gündeyiz. Norveç fiyortlarında sabah akşam sefer yapan bir tekne kaptanının, teknesine bütün bir geçmişi bindirdiği, yaşamının son gününü okuyoruz. Nils Vik bir süre önce eşini kaybetmiştir ve kızlarından uzakta yaşamaktadır. Ölmeye karar verdiği son gün her gün sefere çıktığı teknesinde bütün bir geçmişini didik didik edip, hatıralarına bir yolculuğa çıkar. Kızlarının uzaklarda hayat kurmaları, teknesine bindirdiği ünlü veya sıradan insanlarla kurduğu bağ, eşinin hastalığı ve ölümü… Anladığımız kadarı ile eşini kaybettikten sonra kahramanımız büyük bir depresyona giriyor ve oradan çıkamıyor. Beni en çok etkileyen kısımlar da buralardı. Norveç Edebiyatını bu yüzden sevmiyorum. Ya da sevmemek değil de çetrefilli bir ilişkisi olmak diyeyim. Yalnızlık, yaşlılık, bireyselleşme, yaşamdan kopukluk… insanın kaçtığı her duyguyu, durumu paketleme gereği bile duymaksızın karman çorman önüne döküyor bu bölgenin edebiyatı, hatta yalnızca Norveç değil bütün bir İskandinav Edebiyatı. Açıkçası Norveç’te insanlar çok mutlu istatistiğini de bir masal kategorisine koyuyorum artık. Standartları yüksek, belki gençken bir parça mutlular ama yaşamlarının bir noktasından sonra onları yakalamak üzere keskin pençeleri ile bir köşede bekleyen bir yalnızlık var. Neyse işte, güzel bir kitap belki ama bende tuhaf, karmakarışık duygular uyandırdı. Rahatsız ediciydi. Diyecek başka bir şeyim yok. Yalnız ve mutsuz yaşlı adamlar diyarı Edebiyatı’ndan bir kitabı daha
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025149 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 6. kitabı
Sevmekle sevmemek arasında kaldığım bir kitap oldu. Hikaye beni içine alarak çok güzel başlasa da ortalarına doğru nedense okuma isteğimi kaybettim, biraz zor ilerledim. Bu arada gerçek bir hayat hikayesi beklentisiyle başlayacak olanlar varsa baştan uyarayım; bence kitabın %90'ı kurmaca. Beklentiyi ona göre ayarlamakta fayda var.
Ben Tituba Salem'in Kara CadısıMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 2021227 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·464 syf.··
2026 71. kitabı
Kitabı bitirdiğimde zihnimde kalan ilk şey, bunun yalnızca bir mafya romantizmi olmadığıydı. Bu, yasın insanı nasıl dönüştürdüğünü, intikamın insanı hangi karanlık koridorlara sürüklediğini ve bazen en büyük savaşın kalbin içinde verildiğini anlatıyor Harzemsah Kutsal Alazgir, kız kardeşi kadar yakın hissettiği arkadaşının ölümünün ardından doğruluğuna inandığı bir amaç uğruna Rusya'ya gidiyor. Elinde yalnızca öfkesi ve güvendiği insanların anlattıkları var. Ancak olaylar ilerledikçe, gerçek sandığı şeylerin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya çıkıyor. . Çünkü bazen insan, haklı olduğuna inanarak çıktığı yolda kimin suçlu, kimin masum olduğunu ayırt edemez hâle gelebiliyor. Araz Vladimirov ise asla normal bir karakter değildi. Gücü elinde tutan, korku salan, acımasız kararlar verebilen bir adam olmasına rağmen tek boyutlu yazılmamıştı. Onu sevmemek için çok nedeniniz varmış gibi görünürken, zamanla kendi sınırlarını, sadakat anlayışını ve sevdiklerine karşı gösterdiği beklenmedik yönleride var. Bir noktadan sonra "Bunu yapmış olabilir ama bunu asla yapmaz," diye düşünmeye başladim. İşte tam da o anda hikâye elinizdeki bütün kartları yeniden dağıtıldi. Kutsal ve Araz arasındaki birbirlerine duydukları öfke, güvensizlik ve bitmek bilmeyen sorgulamalar, yavaş yavaş yerini geri çekilemeyen bir çekime bırakıyor. Kutsal'ın perde arkasında çevirdiği işleri fark eden Araz'ın sessizliği, ihaneti affetmeyeceğini söyleyen bir adamın kalbiyle verdiği mücadele... Özellikle finale doğru yaşananlar... Çünkü bazı kırgınlıklar bağırarak değil, sessizce can yakıyor. Ve o final... Kutsal'ın kavuştuğunu sandığı aile bağları, açığa çıkan gerçekler ve yarım kalan hesaplar. İkinci kitabi cok merak ediyorum. Acilen çıksa super olur
Harzemşah 1: Moroz YasasıAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 202634 okunma
Puan vermedi
Edebi olarak cok tatmin edici değil ama akıcı bir okuması var. Ben daha çok olay örgüsüyle ilgileniyorum. Kitap yorumlarında Marianna ya kendi değerinin farkında olmamasından dolayı cok eleştiri yapılmış. Katılmıyorum. Bazı şeyleri etrafımızdaki kişilerin davranışlarından öğreniyoruz. Doğduğundan beri kimse seni sevmediyse, ihtiyacin olan ilgiyi alamadıysan bilmediğin bir seyi kendine nasil sağlayabilirsin ki? Mesela etrafındaki herkes sana sesin cok ince, cok rahatsız edici lütfen şarkı söyleme derse, ne kadar istersen iste şarkı söylemezsin. Sesinin kötü olduğunu düşünürsün. Ta ki gerçekten dinlemeyi bilen birisi sesini duyana kadar. Birisinin sana sesinin guzel oldugunu söylemesi lazim, inandırmasi lazim ki sarki söyleyebilirsin. Çehov un Altıncı Koğuş kitabında da herkes deli olduğuna inandığı icin ana karakter tımarhaneye yatırılmıştı. E bir yerden sonra ana karakter d einandi buna. Biz insanlar biraz birbirimizin yansımasından da yaşıyoruz. Kendimizi görebilmek icin birbirimizin gözlerine bakmaya ihtiyacımız var. O yuzden bugünlerde metalasan psikoloji hesaplarının da dayattığı icin kendinine değer ver kendinin farkına var falan bunlar oyle kolay seyler degil. Tek başına da olmuyor. E zaten olsaydı Sallinger dünyanın en mutlu adamı olurdu. Öte yandan cok sevmenin, insanın karakterini degistiremedigini de gordum. Bir insan bir insanı cok sevebilir ama onun icin yapması gerekenleri yapamayabilirmis. Ben beni hep yeterince sevmemek sanırdım. Değilmiş. Yeterince sevsen bile yapamayınca yapamiyormussun. Öyle
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
8/10
·584 syf.··
2026 15. kitabı
Dani Francis'ten son derece sürükleyici bir distopya... Eğer Uyumsuz serisinin kitaplarını okuduysanız veya filmlerini izleyip sevdiyseniz, "Gümüş Elit" tam size göre bir tercih Baştan sona akıcılığıyla öne çıkan bu roman, ilk sayfadan itibaren sizi içine çekiyor ve hikayenin dünyasında kaybolmanızı sağlıyor. Özellikle kitabın büyük bir kısmının askeri bir ortamda geçmesi ve yoğun eğitim sahneleriyle dolu olması tempoyu sürekli yüksek tutuyor. Başkarakterimizin bu zorlu eğitimlerden aldığı puanları ve bunların karnelere yansımasını okumak oldukça keyifliydi Ek olarak kitap, birkaç farklı kelime içerdiğinden ve şimdiki zamanla yazılmış olmasından dolayı kitabın çevirmeni hakkında birçok olumsuz yorum gördüm ama benim fikrime göre bu farklı kelimler, orjinal metinden çok fazla ayrılmamakla birlikte esere özgünlük katmış. Ve şimdiki Zamanla yazılmış bir kitabı sevmemek kitabın eksikliği değil kişinin okuma tercihlerinin ve alışkanlıklarının kişisel sonucudur
Gümüş ElitDani Francis · Yabancı Yayınları · 2025154 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 134. kitabı
Bir çocuk kitabı okuyup boğazınızın düğümlendiği oldu mu? Tavuk Bacaklı Ev tam olarak bunu yaptı. İlk sayfalarda tavuk bacakları üzerinde yürüyen büyülü bir ev, ölülere rehberlik eden bir büyükanne ve arkadaş edinmek isteyen yalnız bir kız okuyorsunuz. Bir süre sonra fark ediyorsunuz ki aslında okuduğunuz şey fantastik bir macera değil. Bu kitap; ait olmakla özgür olmak arasında sıkışan bir çocuğun hikâyesi. Marinka’nın bir evi var ama ait olduğu bir hayat yok. Onu seven biri var ama seçebildiği bir gelecek yok. Gitmek istiyor ama gittiğinde kaybedeceklerinden korkuyor. Ve kitap boyunca şu soruyla baş başa kalıyorsunuz: “Birini sevmek, onu yanında tutmak mıdır; yoksa kendi yoluna gitmesine izin vermek mi?” En sevdiğim yanı ise ölüm, kayıp ve yas gibi zor konuları çocuklara korkutmadan ama hafifletmeden anlatabilmesi oldu. Bazı çocuk kitapları zor duyguların etrafından dolaşır. Bu kitap tam tersini yapıyor; o duyguların içine giriyor ve elinizden tutarak çıkıyor. Son sayfaları okurken bir çocuk kitabı okuduğumu unuttum. Çünkü Marinka’nın öğrendiği şey sadece çocuklara ait bir ders değil: Hiç kimseyi sonsuza kadar yanımızda tutamayız. Ama bu, onları sevmemek için bir sebep değildir. Ve bazen en büyük sevgi, bırakabilmektir. Ortaokul öğrencilerine gönül rahatlığıyla öneririm. Ama dürüst olayım; kitabın bazı cümleleri çocuklardan çok yetişkinlerin kalbine dokunuyor. Belki de bu yüzden kitabı kapattığımda aklımda kalan şey tavuk bacaklı ev değil, şu düşünce oldu: Olasılıklar yıldızlar kadar sonsuzdur.
Tavuk Bacaklı EvSophie Anderson · Timaş Genç Yayınları · 2024869 okunma