"Sensiz edememek" bir dolu aşk ve yaşam cihanı. Ya, sensiz edebilmeğe mahkûm eder misin beni? Biliyorum bu da namuslu bir soru değil. Seni yükümlemek neye? Hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım. Göz göre göre Allah'ın günleri geçer, ben eşşekler gibi senden uzak, gül yüzüne hasret, o tiksindiğim boşlar, anlamsızlar gibi yaşar giderim.
Hiç bu kadar çaresiz, hiç bu kadar zulumlu...
"Seni sevmenin büyüklüğü başımı döndürüyor. Kalbim çatlayacak handiyse. Önünde diz çöker, önce parmaklarını, avuçlarını, sonra sonra , hüngür hüngür yüzünü, saçlarını öperim.."
"Kimselere kendi adıma kinim, nefretim yok. Sade insanoğlunun niçin bu kadar alçaldığını, niçin bu kadar budala olduğunu hâlâ anlayamadığıma yanıyorum. "
"Bildiğim ya da gitgide aklımın kestiği bir şey: Acışmak, acıda yitmek benim kaderim... Yok sonu... Üstelik bazı "şey"ler bildiğimi sanmak doyumsuzluğundayım..."
"Bunlar küçük şeyler ya, koyuyor. Allahtan ki sen varsın. Seni sade, bir dost, bir sevgili, bir can parçam olduğun için değil; beni, bu garip ve tedirgin canı, yaşama tutkusuna umuttan, aşktan, ölümü unutturan güzelim sevdalardan yana o aziz duyulara, düşünlere sımsıkı bağlayan bir dünya olarak seviyorum.."