Bir türlü içinden çıkamadığımız bir çelişkinin çaresiz aktörleriydik. Emek sömürüsünün, düşünce suçunun, şidde- tin, sokak insanlarının kol gezdiği bir ülkeye sağır kalıyorduk ve gitgide parçası oluyorduk zulmün. Evrenselliğin ilk basamağında düşüyorduk daha.
Hepimiz güvenceyi biriktirdiklerimizde ararken, o ölümün ansızın gelişinin biriktirmeyi nasıl gülünç bir duruma soktuğunu anlatıyordu hâl lisanıyla.Ölüm bu biriktirdiklerini beklemez diyordu kanaatkâr bir edayla.
Biz toprağı eşelemeye devam ediyorduk.