Gerçek aşk buydu işte, kafanız karmaşık da olsa, size yönelik korkunç bir entrikanın göbeğinde de bulunsanız, hatta tehlike kapınızı çalmak üzere de olsa, bunların hiçbirine aldırmaz, unutmamanız gerekeni unutur, uçunda ölüm olduğunu bilseniz de en küçük bir telaşa kapılmaz, ruhunuzu tümüyle sevdiğiniz kadının emrine verirdiniz.
İstanbul'a yağmur yağıyordu. Görkemini kaybetmiş saraylara, hükmünü yitirmiş tapınaklara, her gün biraz daha küçülen parklara, her gün biraz daha azalana ağaçlara, her gün biraz daha kirlenen denize, her gün biraz daha çoğalan şekilsiz binalara, her gün her gece sıkış tepiş bu binalara sığınmış insanlara, bu kadar ihanete, bu kadar alçaklığa, bu kadar yağmaya rağmen güzelliğini hâlâ koruyan bu kadim kente yağmur yağıyordu.