Ağlamak için yanlış adrestesiniz!
4/10
·288 syf.··
2026 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:19
​Bu kitabı, her yerde 'ağlamaya hazır olun' dendiği için büyük bir merakla okumaya başladım. Ancak ne yazık ki, bende bıraktığı tek şey hayal kırıklığı oldu. ​Hikayenin çıkış noktası, yani 6 ay sonra öleceğini bilen bir karakterin anılar biriktirme çabası, kağıt üzerinde oldukça dokunaklı görünüyor. Fakat kitap, bu duygusal derinliği vermek yerine, sayfaları sürekli birbirinin aynısı olan cinsel içerikli sahnelerle doldurmayı tercih etmiş. Karakterler arasında gerçek bir bağ, hissedilir bir aşk ya da o aranan hüzün yok; sadece fiziksel bir yakınlık var. Bu durum da hikayenin tüm ruhunu ve inandırıcılığını en baştan öldürüyor. ​Haliyle kitabın finali geldiğinde, beklenen o büyük duygusal yıkımı yaşamak bir yana, en ufak bir hüzün bile duymadım. Çünkü karakterlerin birbirine tutunma şekli o kadar yüzeysel kalmıştı ki, ölüm bile benim için bir anlam ifade etmedi. SPOİLER- Üstüne üstlük, serinin devamında kız karakterin, ölen sevgilisinin erkek kardeşiyle bir ilişkiye başlayacağını öğrenmek... Bu seçim, hikayeye dair kalan son sempatimi de tamamen bitirdi. Kısacası,bence duygusallık bekleyenlerin sadece zaman kaybedeceği, oldukça başarısız bir kurgu.
Son SüratEmma Scott · Lapis Yayınları · 2023878 okunma
10/10
·448 syf.··
2026 146. kitabı
Bazen en tehlikeli maskeler, en samimi görünenlerdir. Bir ekranın ardında kurulan cümlelere, hiç görmediğin birine ve sadece sana gösterilen bir yüze âşık olabilir misin? Peki ya aynı maskenin altında bambaşka bir yüz saklanıyorsa? . Ismarlama 'Şk bana artık insanların birbirine değil, birbirlerinin ekranda çizdiği kimliklere yaklaşmaya çalıştığını düşündürdü. Romanda bir yanda yazı dizisi için insanların neden internet üzerinden âşık olduğunu anlamaya çalışan Larin, diğer yanda kendine kusursuz bir maske yaratmış Aras var. İkisi de farklı nedenlerle başladıkları bir oyunda, hiç hesap etmedikleri duygularla yüzleşiyorlar. . Okurken günümüzün sanal ilişkilerini ve çevrimiçi sohbetlerin büyüsünü çarpıcı bir şekilde gördüm. Kendimi "Acaba hangisi gerçek, hangisi yalnızca görünmek istediği kişi?" diye sorgularken buldum. Çünkü kitap sadece romantik bir hikâye anlatmıyor; güveni, önyargıları ve insanların kendilerini korumak için taktıkları görünmez maskeleri de sorgulatıyor. . En çok sevdiğim şey ise hikâyenin yaz dizisi tadındaki akıcılığı oldu. Sayfalar hızla akıp giderken, geçmişin yükü, ailelerin bıraktığı izler ve affetmenin zorluğu da usulca satırların arasına yerleşiyor. Pınar Pars'ın bu dengeyi hiç yormadan kurabilmesini oldukça başarılı buldum. . Larin'in dergi için yazdığı bölümler ise benim için kitabın en özel ayrıntılarındandı. Bazen bir arkadaş tavsiyesi, bazen de ücretsiz bir ilişki koçu desteği gibi hissettiren bu yazılar, hikâyeye farklı bir katman eklemiş. Karakterlerin ne yaptığının yanında, neden öyle davrandığını da hissedebilmek kitabı benim gözümde daha güçlü kıldı. . Kitap bende "belki de hepimiz bir maske takıyoruz" düşüncesini bıraktı. Ama asıl mesele, birileri o maskeyi düşürdüğünde geriye kimin kaldığı. . Peki sizce insan, en çok yüzünü gösterirken
Ismarlama 'ŞkPınar Pars · Etkiva Yayınları · 20262 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Özgürlüğün kendisidir yürümek
8/10
·191 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 13:09
Yürümek bir adım atarsın diğer adımın peşinde gelir. Birbirini takip eder aslında hepsi bu deriz. Ama bu eserde daha fazlasına şahit oluyoruz. Kimi bir hastalığını yenmek için yürür kimi davası için yürür kimisi yürümenin ruhunu bildiği için . Ortak nokta hepsi yürümüştür ama yürüyen herbirini çok farklı ufka taşımıştır. Yürümek; kişinin ruhuna iyi geldiği , seni gerçeğe götürdüğünü anlatır. Ülkesinde belli bir yere gelmiş şahsiyetlerin yürümeye atfettiği anlam üzerinden anlatmıştır yazar... Yürümek sadece bir eylem değildir aslında kişiyi iyileştirir, hayata anlam katar adeta. Hayata kısa bir mola vermektir. Yazar ele aldığı kişilerin düzenli yürümenin kişiye iyi geldiğini bazı sanatçılara ilham verdiğini söylemiştir. Yürümenin her yönünü ele alıp eylemden daha çok boyutu olduğunu kelimelere dökmüştür. Bu eser uzun süre kütüphanemde , ne zaman yollarımız kesişecek diye merak ederken küçük bir kaza geçirdikten sonra okuma fırsatım oldu. Yürümenin değerini daha iyi anlamışta oldum. Kimseye bağlı kalmadan istediğin zamanda yola çıkmanın keyfinin özgürlük olduğunu gösterdi. Şükrün önemi. Her şey zamanının beklediği gibi bu eserde zamanını bekledi. İyileşme sürecimde bana yarenlik yaptı kısacası. Yürümenin huzura iyi geldiğini, koşturmacalı bir hayat döngüsünde kendimize iyi gelen şeylere hep köşeye attığımız doğrudur, koşturmadan etrafı izleyerek Yaratan'ın bize sunduğu bu doğayı hissederek görmenin keyfini hissetmek, şifasıdır yürümek. İşte bu süreçte bana bunu bir kez daha gösteren bir eser. Ruhuma iyi gelen şeyin şükrünü gösterdi. Yürümek sadece bir eylemden çıktı "Unutmayın , yürürken taktire şayan tek şey gökyüzünün parlaklığı, manzaranın görkemidir. Yürümek bir spor değildir." "Bir kez ayakları üstünde dikildi mi, olduğu yerde kalamaz insan"Ruhumuza iyi gelen ne
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 10:07
Bir yazarla tanışırken direkt en popüler kitabını okumayı doğru bulmuyorum. Çünkü o meşhur kitap beklentiyi çok yükseltiyor ve sonra diğer kitaplarında aynı tadı alamayabiliyoruz. Bu yüzden Yu Hua’ya daha az bilinen Yedinci Gün romanıyla başlamak istedim. Kitabın arkasını okuyunca, bizim kültürümüzden de yola çıkarak öldükten sonra cennete gidene kadarki o bildiğimiz mistik, ruhani Araf sürecini anlatan bir şey beklemiştim. Ama kitap çok farklı çıktı. Yu Hua bize "Çin usulü" absürt ve bürokratik bir ölüm sonrası dünya sunuyor. Öyle ki, mezar yeri satın alamadığı için dünyada sıkışıp kalan ölüler var. Sanki dünya hayatı aynen devam ediyormuş gibi, yaşayanları görmeden aynı sokaklarda dolaşıyorlar. Yazarın bu kurgusu benim pek beklediğim gibi değildi, o yüzden bu kısmı beklentimi çok karşılamadı. Kitapta benim en çok dikkatimi çeken ve en sevdiğim yer, çocuğun babasıyla olan ilişkisinin anlatıldığı bölümdü. Kahramanımızın dünyaya gelişi, evlatlık verilişi ve kendi ailesini bulma süreci o kadar güzel anlatılmıştı ki gerçekten duygulandım. Kitabın o fantastik Araf kısmındansa, bu hikayesi beni çok daha fazla yakaladı.
Edebiyat
Yedinci GünYu Hua · Jaguar Kitap Yayınları · 20251,967 okunma
5/10
·160 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:09
Romanın merkezinde, hayatındaki büyük kayıplar (annesi, velayeti, sesi) nedeniyle konuşma yetisini yitiren genç bir kadınla, görme duyusunu giderek kaybeden ve artık “ölü bir dil” olan Antik Yunanca’yı öğreten bir öğretmen var. Bu iki karakterin yolları, dünyayla kurdukları temel iletişim biçimlerini kaybetmiş olmalarının ortaklığında kesişiyor. Böylece roman, modern insanın yalnızlığını ve buna rağmen bağ kurma arzusunun tükenmeyen gücünü anlatmayı amaçlıyor. Verilmek istenen duyguların derinliğine tam olarak inilemediğini hissettim. Bunun çeviriden mi, yoksa Han Kang’ın bilinçli olarak kurduğu mesafeli anlatımdan mı kaynaklandığını kestiremesem de metin boyunca beni karakterlere yaklaştırmayan bir soğukluk vardı. Bu nedenle, benim için biraz abartılmış bir kitap olarak kaldı. Kitapta beni en çok cezbeden nokta, konuşma yetisini kaybeden bir kadının ölü bir dil olan Antik Yunanca’da anlam aramasıydı. Heidegger’in “Dil, varlığın evidir.” sözünü anımsatırcasına, karakterin artık kimsenin konuşmadığı bir dilin gramerine sığınması, kendine yeni ve dokunulmaz bir dünya inşa etme çabası olarak oldukça etkileyiciydi. Yeni bir dil öğrenen biri olarak ben de her dilin kendine özgü bir karakteri olduğuna ve insanı dönüştürdüğüne inanıyorum. Bu yüzden kadının sessizliğini antik bir dilin kurallarıyla bozmaya çalışması fikri, romanın en güçlü yanıydı. Ancak bu güçlü temaya rağmen anlatı benim için hiçbir zaman gerçek bir duygusal yoğunluğa ulaşamadı. Roman sürekli bir eşiğin üzerinde bekliyor; sanki birazdan derinleşecekmiş hissi veriyor ama o adımı hiç atmıyor. Final sayfasını kapattığımda zihnimde kalan şey güçlü bir duygu değil, yarım kalmış bir ihtimaldi. Sessizliği anlatırken, okurla kurabileceği bağı da fazlasıyla sessiz bırakmış.
Yunanca DersleriHan Kang · April Yayıncılık · 20251,113 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:28
Hayatta Çok büyük acılar var ve hepsi anlık. Acı zaman geçtikçe azalan bir şey ama bunun zamanla bir ilgisi yok. Kalp inanıyor, hafıza kabul ediyor. Gitti diyorsun kendine ve inanıyorsun. #soğukkahve
Soğuk KahveAhmet Batman · Destek Yayınları · 201315,8bin okunma