Saatler oldu, zaman akıp gidiyor... En kötüsü ise bu boşluğa alışmak. Canım dedem, şimdi yokluğun derin bir ateş. Annem çok ağlıyor; senin vefat ettiğini ona ilk başta söyleyemedik. Babam senin gidişini bize sesli olarak ilk haykırdığında, dilim tutuldu, hiçbir şey diyemedim. En çok da annemin sana hasret kalışına yanıyor, kahroluyorum.
Ölümün hak olduğunu, bunun bir son olmadığını biliyorum. Belki de bitti acıların, belki de senden önce vefat eden evlatlarına kavuştun... Biz burada gözyaşı dökerken, annem eve varıp o kalabalığı görünce hızla içeri koştu; o an içine bir ateş düştü. Biz zaten sana hasret büyümüştük dedem, canımızı en çok bu yakıyor. Nenem de çok ağlıyordu zaten, şimdi yokluğunla daha da çok ağlıyor...
Abim, seni evden morga götürdüklerini söyledi; dilim 'cenaze' demeye hâlâ varmıyor. Ara ara yokluğunu düşündükçe... Senin bir adın vardı ama sen gidince adın da gitti sanki. Hıçkıra hıçkıra ağlayamıyorum, neden bilmiyorum, gözyaşlarım pınarlarımda asılı kalıyor. Ama annem aklıma düştükçe içim öyle bir yanıyor ki... Keşke bir şansım olsaydı da anneme hasret kaldığı o anları tattırabilseydim; sana doya doya sarılsaydı, yanında kalsaydı...
Dedem, sen öyle biriydin ki gönlümün en güzel yerindesin. Allah’tan dilerim ki bu gönlü güzel adam, cennette peygamberlerimizle beraber olur. Allah Resulü komşun olsun... Benim en güzel nimetim, dedem...