Sinan Akyüz’den okuduğum ilk roman. Kalemi oldukça iyi akıcı yalın bir dil kullanıyor. Bu romanı okuma sebebim üniversite yıllarımda Boşnak bir hocamın “biz zulme uğrarken neredeydiniz ?” Sorusu oldu. Sahi biz neredeydik nasıl bu kadar uzun süre kayıtsız kaldık ? Romanın sonuna doğru Süleyman Demirel’in politikalarından bahsedilmiş geç kalınsa bile bu savaşın katliamın sonunu getirmiştir. “Türkiye cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ankara' da Hırvat yetkililerle üst üste üç kez toplantı yaptı. Bu toplantıda cumhurbaşkanı Demirel Hırvatlara dedi ki: 'Bakın!
Sırplar hem sizin hem de Boşnakların canlarına okuyor.” “Demirel'in Hırvatlara sundu
ğu teklife göre; Türkiye' den kalkacak silah yüklü uçaklar, Hırvatistan'ın Split kentine inecek. Uçaktan çıkan her dört “silahtan birini Hırvatlar kendilerine alacak. Diğer silahları da Cessna tipi küçük uçaklarla Visoko'ya sokacaklar. Bu silahları Visoka'ya sokabildiler mi peki?"
"Evet, en sonunda bizimkiler Bosna'ya silah sokabildi.
PKK adlı silahlı terör örgütünden yıllar içinde ele geçirilen silahlar, Çanakkale kentindeki askeri üsse getirildi. Burada askeri uçakların Üzerleri siyah bantlarla kaplandı. Daha sonra da silah yüklü uçaklar Split' e gönderildi.”
Aslında varmışız fakat biraz geç kalmışız Sırplar’ın Boşnak halkına yaptığı ırk katliamı kadınlara yaptıkları tecavüzler eziyetler erkeklerin yok edilmesi aklım almıyor bu kadar kötülük nasıl yapılabilir. İnsanlık nasıl bu kadar kötü olabilir? “Bence Boşnaklar bugün hala ayakta durabiliyorsa bunu
Süleyman Demirel'e de borçlular," dedi gazeteci kadın.
"Demirel, PKK' dan ele geçirilen silahlar tükenir tükenmez,
bu sefer gidip İran'ın, Pakistan'ın ve Malezya'nın kapısını
çaldı. Onlardan Boşnaklar için silah istedi. Malezya bilgisayar ve teknik,