Onun bir lider olduktan sonraki yaşantısı ile İslam devletini kurup başına geçtikten sonraki yaşantısı arasında çok büyük farklar yoktu. Nitekim İslam devletini kurduktan sonra bile lüks ve şatafata kaçmayan, saltanata dönüşmemiş mütevazı bir yaşam tarzını benimsemiş olan Peygamber Efendimiz, Rabb’inden kral peygamber değil, kul peygamber olmayı istemişti.
Allah’ın benimle gönderdiği hidayet ve ilim yeryüzüne yağan çok miktarda yağmura benzer. O yağmur suları bazen verimli topraklara iner, o toprak yağmur sularını emer de bol miktarda otlar ve çayırlar bitirir. Bazen de o yağmur çorak topraklara yağar. O da suyu tutar, böylece Allah onunla insanları faydalandırır: ondan hem kendileri içerler, hem de hayvanlarını sularlar hem de ziraat yaparlar. Bu yağmurlardan bir kısmı da kayalık sert bir toprağa yağar. O toprak ne üzerinde su tutar ne de herhangi bir ot bitirir. Allah’ın dinini anlayıp da benimle gönderdiği hidayet ve ilimden faydalanan ve bunu öğrenip de başkalarına öğreten kimseyle, bunu duyduğu vakit kibrinden başını bile kaldırmayan ve benimle gönderilen Allah’ın hidayetini kabul etmeyen kimse işte buna benzer.