“Beyaz duvarlar arasında beyaz yataklar ve beyaz çiçekler arasında bir sanatoryumda yatmak ne kadar da güzel olmalıydı, insanlar ziyaretine gelir ve ona şefkatle yaklaşırdı, çektiği acılara rağmen uzaklarda iyiliksever, kocaman bir güneş gibi iyileşme umudu dururdu. İnsanın ağrısı varsa, istediği kadar çığlık atabilirdi, fakat her gün ve hatta neredeyse her saat yeni ve dehşet verici durumlar yaratırken, kendisi durmadan trajik bir komedide sağlığı yerindeymiş gibi rol yapmak zorundaydı. Oynadığı mutluluk rolünü kimsenin fark etmemesi için, gergin olsa da her zaman gülümsemek ve mutlu görünmek zorundaydı, bunun için her gün boşuna harcadığı kahramanca gayretin nelere mâl olduğunu sadece kendisi biliyordu.”