Kaçıp gitmek istediğiniz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı. Hapishanenin bir yer değil, bakış açınız olduğunu anlamak. Deneyimlediği, birbirinden apayrı hayatlar içinde, en köklü değişim hissinin ancak kaçıp gitmek istediği hayatta yaşanabileceği, Nora’nın aldığı en garip dersti. Başladığı ve dönüp dolaşıp yine geldiği hayatta.
Yaşadığınız hayatta durup ne yaptığınızı sorguladınız mı hiç?
Şu an ne yapıyorum, neden buradayım?
Peki farklı bir seçim yapmış olsaydınız, hayatınız nasıl olurdu?
Size pişman olduğunuz her seçiminizi tekrar yapma şansı verilmiş olsaydı, hiç pişmanlık yaşamadan devam edebilir miydiniz?
Bence insan için keşke demek, pişman olmak çok doğal bir durum. Önemli olan bunu kabul edip yola devam edebilmek. Sanırım Nora’nın hikayesinde de temel alınan nokta bu.
“Hayatı anlamak zorunda değilsin. Yaşaman yeterli.”
Sade ve akıcı anlatımı ile elimden bırakmadan bitirdiğim, yazarının dehasına hayran kaldığım bir kitap oldu. Aslında birçoğumuzun günlük koşuşturmasına ve ruh haline yakın bi yerlerde kahramanımız. Keşkelerimizle, pişmanlıklarımızla barışmak için güzel bir fırsat sunuyor bizlere. Elimizdekilerin farkında olmayı, kabullenmeyi, kendimiz için var olabilmeyi, keyif alabilmeyi hatırlatıyor. Unuttukça da hatırlamak için tekrar okunabilecek bir kitap. Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig
İnsan ne için yaşar?
Bu hayatta var olma amacı nedir?
Bu sorulara milyonlarca farklı kombinasyonda cevap yazılabilir, tıpkı parmak izlerimiz gibi.
Peki insan bu soruları kendisine ne zaman sorar?
Kitaptaki kahramanımız hastalığını öğrenip öleceğini düşünmeye başladığında bu soruları soruyor kendisine. Bense bu kitabı bitirdiğimde, aynı kahramanımız gibi, bütün bu sorgulamaları yaşadığımı ve bu süreçten kendimce en iyi şekilde çıktığımı fark ettim. Yani ille de fiili bir ölüm senaryosuna ihtiyacımız yok, bazen dibi görmek bazen yeniden başlamak bazen de farkında olmak için ihtiyaç bu sorular. İnsanın kendisini bulması için önce kaybetmesi gereklidir. Ya da
“ Kazanmak için kaybetmek zorundasın.”
Sade ve güzel bir anlatımı var kitabın, sıkılmadan akıp gidiyor. Yukarıda bahsettiğim sorgulamalar ise çok hayatın içinden anlarda kahramanımızca yapılıyor. Yol tayin etmek için değil belki ama o yolda yalnız yürümediğini hissetmek için okunası bir kitap. Bir Gün Kediler Dünyadan Yok OlsaydıGenki Kawamura
Beş kısa hikayden oluşan, şöyle çerezlik bi okuma isterseniz tavsiyedir.
Anlatımı sade ve anlaşılır. Hikayelerin kurgusu okurken gerçekten insanı içine çekiyor. Başladığınız hikayeyi bitirmeden bırakamıyorsunuz - yani bende öyle oldu.
Kitabın isminden midir, anlatımdaki betimlemelerden mi bilemiyorum ama bana her hikayenin sonu ay ışığı ile aydınlanan bir gece görseli canlandırdı. Ayrıca her hikaye sonra biraz haksızlığa uğramış, gücenmiş ve bu duyguları ifade edememiş hissettim. İnsanın içinde ay gibi parlayan ama sessizce taa uzaklarda duran ay gibi.. Ay Işığı SokağıStefan Zweig