Puan vermedi·276 syf.··
2026 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:54
Bu dünyada hiçbir düşmanım yok, çünkü en çetin kavgaları kendi içimde yaşıyorum demişti başta kahraman . Çok haklıydı kendi kendini yedi bitirdi..Bir adının olmadığını şuan farketmiş olmam dışında beni çok da şaşırtan bir kitap olmadı . Tarık Tufan a olan sevgimi bu kitaptan bağımsız tutmak istiyorum . Güzel alıntılar yaptığım akıcı bir kitap oldu ama Gece Açan Çiçekler i yada Âşıklara Yer Yok gibi kitapları okuduysanız bunu beğenmeyebilirsiniz . Şeyh babanın yanından ( ki bence adam ona her zaman çok iyi davrandı ) ayrılıp bir çöküşe giden hayatını anlatıyor , edayı sevdi ama ona da değmezdi , hiç beklemiyordum ama bu hikayede tek mutlu olan Rüstem oldu .
Alıntı
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,7bin okunma
8/10
·158 syf.·
2026 64. kitabı
Güzel bir başlangıç yapan kitap, orta kısımlarından sıksa da son kısmı özellikle son söz kısmı defalarca okunmaya değer. Okurken çok zevk aldım özellikle son kısmında. Kitap ismi bana göre çok yanlış seçilmiş, zaten yaşar ön sözünde değiniyor buna, buna rağmen ben olsaydım kitap ismini şeyh ve Rüya koyardım. Tavsiye içermez, her kitap herkese nüfus etmeyebilir.
Alıntı
Şeyh ve ArzuSaffet Murat Tura · Metis Yayıncılık · 2002147 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·165 syf.··
2026 348. kitabı
Lev Tolstoy, Hacı Murat (Hadji Murat) adlı bu epik ve sarsıcı tarihi başyapıtında, 19. yüzyılın ortalarında Kafkasya halklarının Rus Çarlığı'na karşı verdiği kanlı bağımsızlık mücadelesini ve Şeyh Şamil’in en cesur, en yetenekli komutanlarından biri olan efsanevi Kafkas lideri Hacı Murat’ın trajik kaderini konu alır. Yazar; Şeyh Şamil ile yaşadığı anlaşmazlık yüzünden ailesini kurtarabilmek adına geçici olarak Ruslara sığınmak zorunda kalan, ancak her iki tarafın da tam olarak güvenmediği bir çemberin içinde sıkışan bu gururlu savaşçının hikayesini anlatırken; savaşın acımasızlığını, emperyalist güçlerin ve saray bürokrasisinin ikiyüzlülüğünü, Kafkas dağlılarının sarsılmaz onurunu, özgürlük tutkusunu ve doğayla bütünleşmiş yaşamlarını, Tolstoy'a özgü muazzam bir gerçekçilik, derin psikolojik gözlemler, tarafsız bir bakış açısı ve adeta bir belgesel niteliği taşıyan güçlü, yalın ve destansı bir edebi dille işler.
Hacı MuratLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201918,5bin okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 341. kitabı
Tarık Buğra, Osmancık adlı bu ödüllü tarihi ve biyografik başyapıtında, Osmanoğulları Beyliği'nin kuruluşu aşamasında, delişmen ve ele avuca sığmaz bir delikanlı olan Osmancık’ın, Şeyh Edebali’nin tedrisatından geçerek olgunlaşmasını ve cihan devletinin kurucusu bilge Osman Gazi’ye dönüşme sürecini konu alır. Yazar; Söğüt ve Domaniç topraklarında filizlenen bu yeni gücün, aşiretten beyliğe, beylikten ise kalıcı bir devlet yapısına evrilmesini Ertuğrul Gazi, Malhun Hatun ve Kumral Abdal gibi dönemin kilit figürleriyle anlatırken; liderlik vizyonunu, sabrı, adaleti, hoşgörüyü ve "insanı yaşat ki devlet yaşasın" felsefesini, Türk tarihinin bu en kurucu dönemini destansı, lirik, derinlemesine psikolojik ve zengin bir Türkçe ile işleyen edebi bir dille işler.
OsmancıkTarık Buğra · Ötüken Neşriyat · 202318,8bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:09
Neydi Suçun Zeliha! bende tarihî bir roman etkisinden çok, vicdan üzerine yazılmış bir roman hissi bıraktı. Kitabı bitirdiğimde aklımda savaş sahneleri değil, Thomas’ın yaşadığı zihinsel dönüşüm kaldı. Çünkü onun yolculuğu aslında bir coğrafyadan diğerine değil, ezberlerinden şüphe etmeye başlayan bir insanın kendi içine yaptığı yolculuktu. Thomas’ın çocukluğundan itibaren kendisine öğretilen doğrularla yetinmeyip sorgulamaya başlaması, romanın en güçlü tarafıydı bence. Özellikle Foucher’in ona yalnızca din öğretmek yerine düşünmeyi öğretmesi, sonrasında Ben Şimon ve Şeyh Cibril gibi farklı inançlardan insanlarla kurduğu ilişki, karakterin değişimini inandırıcı hâle getiriyor. Hiçbiri Thomas’ı kendi tarafına çekmeye çalışmıyor; aksine ona hakikati aramanın tek bir kapıdan geçmediğini gösteriyor. Bu kısmı oldukça etkileyici buldum. Zeliha ise romanda uzun uzun konuşan ya da olayları yöneten bir karakter değil ama varlığıyla bütün romanın anlamını değiştiren kişi. Onun masumiyetinin, insanların kör inançları ve nefretleri karşısında korunamaması, kitabın ismini de çok anlamlı kılıyor. Thomas’ın “Neydi suçun Zeliha?” diye isyan ettiği an, bana göre romanın en ağır yükünü taşıyan sayfalardı. Roman boyunca en çok hoşuma giden şey, Osman Necmi Gürmen’in tek bir dini ya da tek bir toplumu yüceltmeye çalışmaması oldu. Eleştirdiği şey insanlar değil, bağnazlık. Aynı zamanda farklı inançlardan karakterleri ortak bir vicdan etrafında buluşturabilmesi, kitabı sıradan bir tarih romanının dışına çıkarıyor. Savaşın ortasında bile bilgiye, adalete ve insan olmaya tutunan karakterler görmek bana umut verdi. Kitabı kapattığımda şunu düşündüm: İnsan bazen öğrendiklerini değil, sorgulamaya cesaret ettiklerini hayatı boyunca yanında taşıyor. Neydi Suçun Zeliha! benim için tam da bunu
Neydi Suçun Zeliha!Osman Necmi Gürmen · Everest Yayınları · 201021 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 27. kitabı
Kendini arayan bir ademin yolculuğunun ilk durağında, arzu ettiğinin tam hedefinde buldu kendini. Mevlâna'ın dediği gibi: "Susuzlar âlemde su ararlar, su da cihanda susuzları arar." Amaç belli olunca vuslata ermek için Allah kendine yakınlaştırmayı kolaylaştırır.  Güneş gibi doğmak batıdan olmaz. Doğuya gitmek gerek. Asım da yeniden doğmak için Türkmenistan'ın Merv şehrine yol alır. Orda karşılaştığı Serkan arkadaşıyla özlem giderirken nerden bilecekti aradığı ayağına geldiğini? Asım farsça bildiğinden arkadaşının bir kitabının tercüme etme teklifi üzere sonraki durağı Semerkand olur. Eline aldığı hatırat ile 1200'lı yıllara adım atmış oldu. Ve okuduğu her cümle bu gününe ışık oldu. Karanlık gecelerine kandil oldu. Kaybolduğu  dünyadan sıyrılıp ihlâsa erdi. O öğrendikçe okuyucu da öğreniyor. Kalbi hâlim oldukça okuyucunun yüreği daha çok yumuşuyor. Neticede bizimle tanıştırdığı Mevlâna Halid'tir. "Rüzgarın Ardından" eserinde aslında Asım'ın kendini bulma arayış yolculuğu az ve öz olarak  tamamen Mevlâna Halid'in otobiyografisi anlatılıyor. Yunus Emre'nin şu vecizesi Asım'ın durumuna ne kadar manidardır: "İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?" Eserden damlayan her sözcük âdeta vücudun ihtiyaç duyduğu her meyve tadındadır. Kalbi huzura erdiren, beyni bilgiye doyuran, ruhu ferahlatan harika bir ilim bilgisidir. Şeyh Şamil'in dediği gibi: "Allah'a giden yollar gökteki yıldız sayısından fazladır. Biz o yollardan birini arıyoruz." Yazar da bu kitabında da kalplere Allah'ı ve Allah'a giden yolun kapılarını açıyor. #kalbedüşensızı #hayatsondanbaşlar kitaplarını tavsiye ettiğim gibi #rüzgarınardından 'ı da tavsiye ediyorum. #biralıntı "Her yolun kendi yolcusu, her yolun kendine has bineği var. Kimi yol var dolanır gider,
Rüzgârın ArdındanElif Veske · Eşik Yayınları · 2020411 okunma