Ayşe Türkmen

Puan vermedi·192 syf.··
2026 11. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:28
Sarsıcı bir okuma deneyimiydi. Hiç düşündünüz mü bazı insanların hayatlarına daha doğar doğmaz yenik başladıklarını, kaderlerinin bir felakete yazgılı olduğunu ve ne yaparlarsa yapsınlar, onlara ne kadar mücadele etmeleri ve güçlü olmaları söylenirse söylensin bunu başarmalarının onların ellerinde olmadığını. Ya da bir insanın başına gelen talihsiz olayların, yaşadığı travmaların bir noktada onun tüm kişiliğini yoğurduğunu ve dolayısıyla kaderini belirlediğini... Yetişkin yalnızlığını konuşuyoruz sürekli ama bir çocuğun yalnızlığı çok daha kederli aslında. Bir çocuğun başkalarının seslerine en fazla ihtiyaç duyduğu dönemlerde kendi iç sesinden başka bir ses duyamaması, hayata hep o gözlemleyen ve ne olup bittiğini anlamaya çalışan yerden bakması, dikkat çekmemeyi istememe, görünmez olmayı dileme hali. Romandaki Ruthie, o çocuk yalnızlığı içinde düşündürdü bana tüm bunları. Küçük yaşta babaları tarafından terk edilen ve anneleri intihar eden Ruth ve Lucille, bir süre anneanneleriyle, onun ölümünün ardından yaşlı büyük halalarıyla ve en sonunda da uzun süredir kayıp olan sıra dışı teyzeleri Slyvie ile yaşamak durumunda kalır. Ebeveynsiz kalan bu iki kız kardeş yas, kayıp ve acıyla mücadele etmeyi öğrenir ve zamanla farklı yollara saparlar. Aslında ailenin üç kuşak boyunca başına gelen ve “sessiz sedasız” denilebilecek türde trajedilerdir konu edinilen. Hayata dair beklentilerin gerçeklerle olan çatışması ve arzu edinilen, aslında oldukça basit mutlulukları barındıran o elde edilebilir hayatlara ulaşamamanın hüznü kendini hissettirir roman boyunca. Sylvie’den de ayrıca söz etmek gerekir bence. Yıllarca yolculuk eden ve göçebe yaşayan bir kadın o. Tuhaf alışkanlıkları, hiçbir zaman bulunduğu yerde değilmişçesine dalgınlığı, hayata karşı ilgisizliği ama bir o kadar
Evlerden UzakMarilynne Robinson · Metis Yayınları · 2023397 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·488 syf.··
2026 9. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 13:04
Kitap bir aydır elimde mundar oldu sanırım. Kesinlikle odaklanılması gereken bir kitap, bu anlamda okuması zor. Tarihi ve mitolojik kişilere, olaylara göndermeler çok fazla. "Yunan mitolojisi bilmeyen okumasın" kitabı gibi bir şey olmuş. Tabi Goethe böyle düşünmemiştir şüphesiz ama kendi adıma bu konudaki eksikliğimi fazlasıyla hissettirdi. Gerçi çevirmen eserde adı geçen veya gönderme yapılan kişileri ve olayları dipnotlarda çok güzel açıklamış ama yine de konuya hakim olmak farklı bir okuma deneyimi sağlardı diye düşünüyorum. İlerde belki tekrar okumak isterim ama bu kült romanın beni tam olarak etkilediğini söyleyemem.
Faust – Bir TragedyaJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,9bin okunma
6/10
·188 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 13:29
"Adı belirsiz bir Güney Amerika ülkesinin adı belirsiz bir kasabasında, yağışlı, bunaltıcı bir sonbahar. Sıcak dayanılır gibi değil, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor, fareler kilisenin temellerini kemiriyor, kasaba halkı bir dikta rejiminin boyunduruğunda inim inim inliyor. Bu sefil ülkede değişen tek şey, sık sık ve her seferinde kan dökülerek birbirinin yerini alan hükümetler." Eduardo Galeano'nun "Latin Amerika'nın Kesik Damarları"ndan sonra "Şer Saati" benim için daha da anlamlı hale geldi. Latin Amerika'nın beş yüzyıllık yağmalanma, acı ve sefalet dolu tarihini anlatan Galeano'nun bu kitabında vurgulandığı üzere kıta halklarının yoksul kalmasında emperyalist ülkeler kadar onlarla işbirliği yapan dikta rejimler de suçludur. Bu rejimler, bir avuç insanın zenginliğine karşı kendi halklarını açlığa, sefalete mahkum eder. Marquez, Latin Amerika'nın bu makus talihini bir küçük kasaba üzerinden sembolize eder gibidir. Dikta bir yönetimin kasaba üzerindeki baskıcı yönetimi karşısında görünürde kaderi kabullenme hali mevcuttur ancak bir gün kasabalıların evlerine yakıştırmalar asılmaya başlanır. Bir direniş ve başkaldırıya gidecek olan olayların fitili de böylelikle ateşlenmiş olur. Roman boyunca kasabanın o sıcak ve bunaltıcı havasındaki uyuşukluk okura oldukça güçlü şekilde hissettirilir ve bu uyuşukluğa tezat şekilde uğursuz birtakım olayların gerçekleşeceği öngörüsüyle gerilim sürekli canlı tutulur ve bu yönüyle biraz da Kırmızı Pazartesi'yi hatırlatır. Beklenen olay da patlak verir ancak önemli olan bu olayın sonrasında yaşanacaklardır ki roman burada sona erer. Bu da romanın bitmediği, aniden kesildiği duygusunu uyandırır sanki. Söz konusu nedenden dolayı şimdiye kadar okuduğum Marquez romanları içinde olay örgüsü en zayıf romanın bu olduğunu
1000Kitap
Şer SaatiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20201,293 okunma
8/10
·352 syf.··
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 21:13
Çağımızın kültü olmuş bu romanı çok daha önce okumak isterdim ama bir yandan da iyi ki okumamışım diyorum çünkü fazla iyimserliğe kapılıp mutlu ve zafere ulaşan bir son, bir kurtuluş bekleyebilirdim. Ama galiba insanın büyüdükçe daha gerçekçi olabilmesi bir miktar karamsarlaşması anlamını da taşıyor ki kitabın biraz olsun umut taşıyan bir sonla bitmeyeceğini sezgisel olarak fark ediyorsunuz. Kitapta iyimserliğe, umuda dair hiçbir şey yok. Bir direniş ve mücadele bile yok, direnişe kalkışmaya kalkışmaktan ibaret bir eylem var, hepsi bu. Kitapta bizi ümit etmeye sevk eden tek olay Winston ile Julia arasındaki aşk. Bu yüce ve muazzam duygunun tıpkı insanlık tarihi boyunca olduğu gibi, bunca baskının, tutsaklığın, makineleşmenin içinde, bir kara ütopyada da insanın karşısına çıkması ve onun içini bir nebze olsun rahatlatması sevginin her şeye kadir olan mutlak gücünü hatırlatıyor. George Orwell "bu duyguya sahip çıkın" diyor sanki, geçmişten geleceğe seslenerek. Ama beni bundan da fazla etkileyen, insanın başına gelen tüm kötülüklere rağmen iyiliği elden bırakmaması, bile isteye iyiliği seçmek istemesi ile ilgili. Bende iz bırakan o cümleyi buraya da yazarak bu kısa notu bitirmek istiyorum. "Hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu düşünüyorsan, onları yendin demektir."
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
5/10
·256 syf.··
2025 17. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 14:22
Bu tür kitapların handikapı fazla tekrara düşmesi ki “Bu İlişkiyi Konuşmalıyız”da da aynı durum mevcut. Bazı önemli tespitler sunuyor, insanın kendine sorması gereken sorular yöneltiyor. Ama ilişkiler üzerine halihazırda konuşulanlardan farklı ve yeni bir şey vaat etmiyor. Bu anlamda türevlerini tekrarlayan bir kitap. Özellikle “samimiyetli mesafe”, “ilişkinin biz değil o olması” gibi meseleler çok fazla vurgulanıyor ve geriye sanki bunlardan başka bir malzeme kalmamış izlenimi uyandırıyor. Dolayısıyla yazarın tecrübelerini aktardığı bir söyleşiden beklentileri karşılayan ama bir “aydınlanma” yaşatmayan bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Bu İlişkiyi KonuşmalıyızGülcan Özer · Kronik Kitap · 2025809 okunma