Seyit Câfer Arvas

Seyit Câfer Arvas
@seyitcafer
/𝐄𝐝𝐞𝐛𝐢 𝐀𝐫𝐬̧𝐢𝐯 /𝚘𝚔𝚞𝚛-𝚢𝚊𝚣𝚊𝚛 ོ
Yazmak anlaşılmak biraz
“Beni karanlıktan aydınlığa sadece yazdıklarım çıkarıyor. Bir şekilde kendimi bir karanlık odada kalabalık bir yalnızlığın içerisinde buluyorum. Yalnızlığın da türleri vardır. Bazı yalnızlıklar sakin ve dingindir fakat bazı yalnızlıklar ise kalabalıkla doludur. Bazılarının yalnızlığında öfkeli bir kalabalık vardır, ellerinde meşale ile gelip Frankenstein'i öldürmek istercesine saldırırlar. Bazıların kalabalığı ise oturur evet sadece oturur. Dünyanın yaşanılası yönünü kaybedip kendi kararsızlığımızda sürekli beton duvarlara çarptığımızdan belkide. Yoksa dinlenmek mi amacım yoksa okunmayacak binlerce metine mi esir olmak ahvalim. Hayır elbette karamsar değilim. Sadece susturmaya çalıştığım şeyler var. Onlarla başa çıkmamın tek yolu yazmak... Bir savaşın ortasında sığındığım kale'm işte. Oradada hazır ediyorum top tüfeğimi. Haberleri açıyorum ölümler.. haberler de katliamlar ve yetim kalmış çocuklar veya feryat eden analar. Benim çarem mi kalıyor. Kuralların dünyasında ben de kendimi bir kanuna kaptırmışım tıpkı bir örümceğin öleceğini bile bile veya yıkılacağını bile örüyorum ağlarımı. " Gül hemşire içinde ki merakı dindirmemiş olacak ki “Peki bu karanlıktan kurtulma yolumuz yok mu Edip Sehran bey?” “Evet var elbette. Ben herkesin öyle kendini bir odaya kapatıp sıkıcı şeyler yazmasını istemiyorum elbette. Bu hayatın kaybedeni de değilim aslında. Sadece hastalığına şifa arayan bir dervişim belki. Bir adam geliyor romantik romantik konuşuyor gibi duruyor belki uzaktan bakınca. Mecaz konuşuyor gibi. Aslında basitleştirememek belkide. Herkesin bu dünyada bir vicdan azabı vardır Hemşire hanım… Herkesin bu dünyada susturmak istediği bir canavar vardır. Benim de heralde sorunum bu bilmiyorum. Yazmak anlaşılmak telaşı belkide. Normal insan nedir sorusuna cevabım yine
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“ elinde hep kadife çiçekleriyle gelirdin…” Gözümün nuru romanım için hayır dualarınıza talibim.
İnsanın anlam arama telaşının dinlenme istasyonu olmalıydı…
İçimde yine gurbet rüzgarları esiyor. Bir yanım tahammül ediyorken nedir bu sefer sevdası…
Radyo ve şiir
Ergenliğimin zorlu geçtiği yıllarda babamın iş yerinde hediye edilen TRT radyosunu zaman zaman dinlerdim. Şiire başlamamla paralel olan bir olay oldu . Bir ezgi çalıyordu “ Eşref Ziya Terzi - Hüzün Türküsü” alıp radyoyu yorganın altında bitmemesine dua ederek dinlemiştim. Sonra bir şey oldu. Şiir geldi ve dediki “ Başlıyoruz” Şimdi yine radyo dinliyorum ve o an gözümün önünden gitmiyor. Gözleri sımsıkı kapalı 16 yaşında çocuğun “ Güzel anları değil yüz binlerce kahırla Gökten yıldız kayınca beni hatırla, beni hatırla” Dediği anda.