olsun…
“"Şiir yazmasaydım eğer cinayet işlerdim.” Evet, Bülent abi bir programda aynen öyle demişti. Hatta bıyık altından gülerek, “Ben çocukluğumda başlamadım şiire ödev gereği yapıyordum ; şiir öyle bir şey değil,” diyordu. Peki şiir nasıl bir şey
“bir evimiz vardı ama gidecek hiçbir yerimiz yoktu
bir de
bazen insanı sadece anlayan o yağmur”
İzdiham dergisi ile tanıdım şairi; hayatın içinden ve hayata öfkeli… “Hepimiz ölecek yaştayız” sloganıyla, o güzelim karganın bakışıyla kalbimize taht kurmuş Bülent abimiz.
Şimdi bir de attığı tokatlara bakalım. Ketebe Yayınlarının ciltli olarak yayımladığı kitabı ilk elime aldığımda biraz ürkek yaklaşmıştım ve evet, korktuğum başıma geldi; bir savaşa girmiştim ve hazırlıksızdım. Bir anda balkonda sigara içerken buldum kendimi beton duvarlara bakarken…
“Beni bin yerimden kırdılar, olsun…” diyordu deri ceketi şiir kokan abimiz, “Olsun, yine kalkarım…”
“Seni karşıma çıkaran şiirdi, daha ne olsun,” diyordu.
Ben inceleme yazmayı pek beceremem ama duygularımı ifade etmekten de geri durmak beni üzer. Bülent abi; yağmurlu bir günde, şehrin geç saatlerinde sokağa çıkmışım da tedirgin değil de huzurlu hissetmişim gibi hissettirdi. Şiiri ve yazmayı ifade edişi, o diplerde olup da söyleyemediğimiz cümlelerdi; “Çünkü ben ancak şiir yazınca kendimi bu kadar güzel ve narin katledebilirdim.”
Evet, şiir bir bakıma narin bir intihardı.
Daha çok şey söylemek isterdim ama şiir üzerine fazla konuşmak olmuyor daha çok susmak ve idrak etmek... Masanın etrafına eklenen bir dostumuz daha oldu. Muhabbet sonraya kaldı.
Mekanın cennet olsun güzel adam.