Seyit Câfer Arvas

Seyit Câfer Arvas
@seyitcafer
/𝐄𝐝𝐞𝐛𝐢 𝐀𝐫𝐬̧𝐢𝐯 Şehirler ve şiirler böyledir
Ben yola aitim
Unutulacaksın, hiç olmamışsın gibi Unutulacaksın bir kuşun ölümü gibi Terk edilmiş bir kilise gibi unutulacaksın, Geçici bir aşk gibi Ve kar altındaki bir gül gibi... unutulacaksın Mahmud Derviş
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ben değilmişem - Kuan
"Bu dünya kaybedenlerin dünyasıdır," diyordu köşede öylece kaldırımları izleyen adam. Zamanın bir bıçak gibi kestiği bu otuzlu yaşlarda, kendine anlam arayışına çıkmıştı avarece. Şiirdir bu… İnan, ölen insanların yasını çok tuttu; inan, güneş batıyorken çok gözümüz kamaştı geceye. Bir kitapçıda soluklandık, asude selamlar bekledik postane önlerinde. Manolya çiçeğinin kokusunu duymak için yolumuzu değiştik karanlık sokaklarda. Kalabalığı sessize almışlar, bir tek ben konuşuyorum içimden, otobüsün yansıyan camına… Şimdi birçok ölen insanın yasını tutuyorum, en çok da kendi mezarımın başında. Farsça bir şarkının saçına toka takıyorum, süslüyorum onu… Kulağımda başlıyor ağıdı… Şimdi kendime en çok şarkı söylüyorum, şimdi en çok kendime konuşuyorum. Sahi, biz bunca şeye bunun için mi göğüs gerdik? Otobüs geldi, bindim ve gidiyorum kimsenin gidemediği yere; yani evime… Günce 22 Haziran 2026
Hayaller gerçek dışı olmak zorunda
Ceg bir şarkısında şu sözlerle ile çıkar “Hayaller gerçek dışı olmak zorunda Çünkü o dakika, o saniye aradığınızı bulduğunuzda Onu artık istemeyeceksiniz Çıkışa doğru yaklaşırken arzuların nesnesi daima eksik olmalıdır İstediğiniz şey o değildir, bunun hayalidir Neden av öldürmekten daha güzeldir diyoruz Yada ne dilediğine dikkat et Dileğiniz gerçekleşeceğinden değil Çünkü artık onu istememeye mahkumsunuzdur”
Bir şiir olarak sıyrıl kalabalıktan
Sen saadeti o görkemli hayallerinde arıyorsun ya, arama… Bırak dünya bir yerlere usulca aksın. AVM’lerin ve şık görünen vitrinlerin bizim kalbimizde işi ne? Bir kedi uyuyorsa otur yanına, uykusuna kıvrıl. Seni var etmeyecek maaş bordrosuna bakıp tebessüm etmek… Sokağın karanlık yerinden aydınlığa bakabildiğin bu dar yapılarda kendin olmanın nimetini yaşa. Bir şair olarak sıyrıl onlardan. Bir yazar, bir üst bilinç, bir merhamet gönüllüsü… Ne fark eder ismi… Ben bugün yaşlı bir adamın, eşine aldığı bir demet gülü, yoldan geçen engelli ve siyahi bir adama verdiğini gördüm. Ne diyordu? İşte, bakmanın görmek olduğu -şiir olduğu o andaydık. Gördün mü? Bak, sıyrıldım kalabalıktan… Vapur seyir hâlindeyken Kafkas bir kadının lezginka yaparak martılara eşlik ettiğini gördüm. Gördün mü? Sıyrıldım bu dar yapılardan. Sen kendini başarmış sayıyorsun; bu kadar emin olma, efendim. Geçmişin intikam hançerleri bırakmıyorsa yakanı, bırak o gülü de sök yakandan. İnsana hata yapma imkânı veren Allah ve affa layık olamasak da affa layık olmayı dileyen bizler… Sıyrıldım bu kalabalıktan. İmkânsız gördüğümüz bu aydınlık sabahlar, inan, zor değil. Bize de hüzün gömleği iliştirilmiş, ne yapalım? Şiir var neyse ki, neyse ki mahşer var, neyse ki bir kez olsun kendimizi ifade edeceğimiz bu satırlar var. Bir şiir olarak sıyrıldım bu dar yapılardan, kalabalıklardan, yalnızlıklardan; sıyrıldım maddiyatın karanlık sokağından. Bir çocuğun tebessümü kadar aydınlık bir geleceğe inancım var. Diyeceğim şu ki, efendim: Nasılsın?
Bugün İsmet Özel’i görebilirdim, fakat gitmedim. Zira bazı insanlarla hiç karşılaşmamak, onları hayal dünyamızda yok etmemenin bir yoludur. Hayalimizdeki o duruş bozulmasın isteriz bazen. Belki de bu yüzden, hayatı artık biraz mesafeden seyrediyorum.