örneğin sosyeteden insanlar her zaman konuşacak bir şeyler bulurlar; bizim gibi orta hallilere, yani düşünen, aydın kişilere gelince nedense hep utanırız; bir türlü konuşamayız, oysa bu bir zorunluluktur. Bu niçin böyle? Ortak ilgi alanlarımız mı yok, yoksa birbirimizi aldatmayacak kadar dürüst müyüz? Bilmiyorum.
İçeri girdiklerinde duvarda efendilerinin portresini gördüler; portre tıpkı onu son gördükleri gibi, o mucizevi gençlik ve güzelliğiyle göz kamaştırıyordu. Yerde smokinli, kalbine bıçak saplanmış ölü bir adam yatıyordu. Adamın yüzü buruş buruş, sarkık ve tiksinti vericiydi. Ancak yüzüklerine baktıktan sonra adamın kim olduğunu anlayabildiler.