Bir bireyi yoğun, karanlık ve işe yaramaz sürünün üstüne çıkaran ve ona hayatın görünen yüzünün ötesindeki hayatı keşfettiren, o altıncı hisse ulaştıran araç hangi organdır? Bu ne kulak, ne göz, ne burun, ne damak ne de eldir. Hatta zekâ bile değildir. Fakat kulaktan daha iyi işiten, gözden daha iyi gören, burundan daha iyi koklayan, damaktan daha iyi tadan ve zekâdan daha iyi anlayan bir tür algıdır ki; bunun köklerini benliğimizin ruh, bilinç, gönül ve hayal gücü denilen derinliklerinde ancak sezebiliriz.
Sınırlı ve bir tek mananın çemberi içinde sıkışıp kalan şiir, hududu beşeri duygulanmalarının mahşerini çeviren o müphem ve seyyal şiirin yanında nedir?
• Hudut: Sınır, uç.
• Mahşer: Kelime anlamı "kıyamet günü toplanılan yer" olsa da burada; çok kalabalık, karmaşık ve yoğun bir duygular topluluğu anlamında kullanılmıştır.
• Müphem: Belirsiz, açık olmayan, tam olarak ne olduğu anlaşılamayan.
• Seyyal: Akışkan, değişken, bir yerde durmayan.
Bir şiirin manası başka bir mana olmaya elverişli oldukça, her okuyan ona kendi hayatının da manasını verir ve bu suretle şiir, şairlerle insanlar arasında ortak bir duygulanma lisanı olmak mertebesine erişebilir.