Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Boğazımda düğümle başladım öyle de bitirdim. Şeker Portakalı'ndaki Zeze'nin diyaloglarına benziyor. Çocuk olan Barış'ın ağzından aktarmayı çok güzel başarmış yazar.
Konusuna gelince zaten olağanüstü hassas bir konu olduğu için cümle sonlarındaki İnci? benim gözlerimi doldurmaya yetiyordu adeta.
Bu kitabı hiç okumamış olmayı ve ilk defa okumayı çok isterdim. Yerinizde olsam 1 sn bile düşünmeyip okurdum. Zira okumamış olmak büyük bir kayıp olur :)
Keyifli okumalar...
Yalom her kitabında olduğu gibi hem edebi zevki yaşatıp hem de felsefik açıdan doyum sağlıyor okura. Bunu daha derinden inceleyecek olursak ilk okumuş olduğum kitabı 'Nietzsche Ağladığında' kafama balyoz indirircesine bana Nietzsche'yi öğretmişti. Onun düşünceleri ile örtüşen düşüncelerini onunla birlikte verip zıt düştüğü zaman da olay üzerinden felsefeyi haklı çıkarıyordu. Bu kitabında ise Schopenhauer'ı daha yakından tanıma fırsatını verdi bana. Kronik bir depresyonu olan ve insani yönlerden bir türlü kendini geliştirememiş bir filozof olduğunu görüyoruz. Ama kitabın sonlarına doğru kitabın baş kahramanlarindan olan Philipp'in körü körüne bağlı olduğu ve kendisini kurtardığını düşündüğü Schopenhauer fikirlerinin aslında fanatikliği her konuda olduğu gibi haketmediğini görüyor.
Terapistte olması gereken yegane şey karşıdaki ile o-ben değil sen-ben olabilmektir. Sanırım kitabı özetlemek istesek bu cümle yeterli olurdu.
Ne kadar insanları önemsememek önemsemeyi getirir diye savunulsa da bizim kimliğimiz diğer insanların içinde saklıdır aslında..
İyi okumalar.. :)