Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu 2017 yılında yazdığı bir makalede, Türkiye’de “ahlakla ilgili ciddi bir problem olduğunu” tespit ediyor ve tüm İslam dünyasında “erdem ve ahlak yoksunluğunun yaygın olduğunu” ekliyordu.
Sonra da problemin kaynağını uzun tarihi süreç içinde fıkhın içindeki ahlakın “buharlaştığı” “bir kurallar yığını” haline gelmesi olarak belirliyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kur'an'da objektif ahlakı destekleyen bir diğer anahtar kavramda ma'ruftur.
Bir dizi ayette Müslümanlar "iyilik yapmak" olarak tercüme edilen "mar'ufu yapmaya" çağrılmaktadır. Aslında terimin tam anlamı "iyilik" değil "bilinen"dir.
İslam üzerine uzman olan çağdaş ilim adamlarından A. Kevin Reinhart, terimin etkileyici bir dilbilimsel ve metinsel araştırması sonucunda şu önemli sonuca varmaktadır: "Kur'an, içinde emredilen iyiliğin bir kısmının vahiy olmadan da insanlar tarafından bilineceğini varsaymaktadır."
Reinhart'a göre Kur'an'da "iyiliği tanımlamak için kullanılan muğlak terimlerin" sıklıkla tekrarlanmasında bir hikmet vardır. Zira okuyucusunu "etik düşünmeye ve ahlaki bilgi için ucu açık bir arayışa yönlendirmektedir."
Khaled Abou El Fadl'in ifadesiyle, "Kur'an okuyucusunda bir derece ahlak duygusunun zaten bulunduğunu varsaymaktadır."
Ayrıca Kur'an kendisini “uyarıcı” olarak tanımlamakta, yani "insanların doğal olarak zaten bilmeleri gereken hakikatler ve değerleri" onlara hatırlatmaktadır.