Sezai İşçi

Ancak ne zaman ki hayatın manasını aramaya başladım o zaman bizzat ve şahsen yaşamam gerektiğini hissettim, aynalara yansıyan yaşam ise bana ya gereksiz ya fazlalık ya ıstıraplı geldi. Aynada durumumun aptalca ve umutsuz olduğunu görmem artık beni yatıştırmıyordu. Bir zamanlar yüreğimin ta derinliklerinde hayatımın bir manası olduğuna inanmanın mutluluğu bana iyi geliyordu. O sıralarda bu ışık ve gölge oyunu (hayattaki komik, trajik, dokunaklı, harika ve korkunç olan şeyler) beni memnun ediyordu. Ancak hayatın anlamsız ve korkunç olduğunu anladığımda aynadaki oyun artık beni eğlendirmedi. Ejderhayı ve tutunduğum dalı kemiren fareleri gördükten sonra bal artık bana hiç tatlı gelmedi.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çocukluğumdan beri bana tebliğ edilen dini inanç, diğer insanlar da olduğu gibi benim de içime açıp gittim, tek fark benim çok erken yaşlarda çok fazla okumayı ve düşünmeye başlayarak bu ilaçları çok erken zamanlardan itibaren bilinçli bir şekilde reddetmiş olmam da 16 yaşımdan itibaren dua etmeyi bıraktım, kendi arzumla kiliseye girmemeye ve oruç tutmamaya başladım. Çocukluğumdan itibaren bana öğretilenlere inanmayı bıraktım ama yine de bir şiirine inanıyordum. İnandığım şeyleri bir türlü ifade edemiyordum. Tanrıya da inanıyordum daha doğrusu Redd etmiyordum ama hangi tanede etmediğim bilmiyordum; İsa’yı ve öğretilerin de reddetmedim ama öğretilerin ne olduğunu da yine ifade edemiyordum. Şimdi, o zamanları hatırladığımda, hayatıma yön veren hayvani içgüdüler dışında yegane gerçek inancımın mükemmelleşme olduğunu açıkça görüyorum. Ancak o zamanlarda bunun ne anlama geldiğini ve amacının ne olduğunu ifade edemezdim. Kendimizi zihnen mükemmelleştirmeye çalışıyor, öğrenebileceğim ve yaşamın önüme çıkardığı her şeyi öğreniyorum; irademin mükemmelleştirmeye çalışıyordum, uyumaya çalıştığım kurallar koyuyordum kendime; Gücümü ve becerilerime keskinleştirecek her türlü egzersizle kendimi fiziksel olarak da mükemmelleştiriyordum, her türlü yoksunlukla kendimi dayanıklılığa ve sabırlı olmaya alıştırıyordum. Tüm bunları kendimi mükemmelleştirme yolları olarak görüyordum. Tüm bunların temelinde ise şüphesiz ki ahlaki mükemmelleşme vardı ama kısa süre sonra bu, yerini tümden mükemmelliğe, yani kendinin ya da Tanrı’nın nazarında daha iyi olma arzusu değil de, diğer insanların nazarında daha iyi olma arzusuna bıraktı. Çok kısa bir süre sonra da insanlardan iyi olma arzusu yerini diğer insanlardan güçlü, yani daha meşhur, daha önemli ve varlıklı olma arzusuna bıraktı.
Sayfa 9·Kitabı okudu

Sezai İşçi

, bir kitap okudu
9/10
·104 syf.·
Beğendi
·
71 günde okudu
·
2024 3. kitabı
Friedrich Nietzsche
8.7/10 · 194 okunma
gezgin.
Bir nebze aklın özgürlüğüne ermiş olanın bu dünyada kendini -nihai bir hedefe doğru giden bir yolcu gibi olmasa da (çünkü öyle bir şey yoktur)- gezginden başka türlü hissetmesi imkansızdır. Fakat etrafı izleyip dünyada gerçekten olup biten her şeyi görmek istediği için gözünü dört açar: Bu sebeple kalben bir tek şeyi çok sıkı bağlanmaması gerekir. İçinde de değişim ve geçicilikten keyif alan gezip duran bir şey olmalıdır…
Sayfa 65·Kitabı okudu
Fikirler tutkulardan çıkar. Aklın miskinliği ise bu fikirleri doldurup kanaat haline getirir. Ancak kim ki özgür ve durmaksızın işleyen bir zihne sahip olduğunu hissederse, işte o kişi sürekli değişimle bu donmanın önüne geçebilir ve eğer bu kişi tamı tamına, düşünen bir kartopu ise aklında fikir değil sadece kesinlikle ve titizlikle ölçüp biçmiş olduğu olasılıklar olacaktır…
Sayfa 63·Kitabı okudu