Ama Beşir Dalia’nın o kadar istediği mektubu asla yazmadı. İsrailli sorgu culara itiraf etmemişti ve Dalia’ya da itiraf etmeyecekti. Gerçekten, masumluğunu hep korudu ama yıllar sonra şöyle dedi:” bir çok katliam yaşamış. Davayima. Kufr Kassam. Deir Yasin. Bu katliamlar ve sürgünler göz önüne alındığında, eğer herhangi biri Filistinliler’in İsa gibi davranacağını düşündüyse çok yanılıyor. Eğer işgale dönük nefretimi kemiklerimdeki iliğe kadar hissetmezsem bir Filistinli olmayı hak etmiyorum demektir.”
Beşir’in anlatabileceği bundan başka bir çok detay vardı. Dalia’ya Birleşik Filistin hikayesinin ona öğrettiklerini anlatabilirdi: İsrail ordusunun Lud’a saldırmasını ve 12 Temmuz 1948’de el Ramla’yı işgal etmesini, bir sonraki gün askerlerin tüfek dipçikleriyle kapilara vurmalarını, on binlerce insanı el Ramla ve Lud’dan sürgüne zorlamalarını, on dokuz yıldır tesellisi mümkün olmayan bir şekilde evlerini özlemelerini, dönmek için gerekirse tırnaklarıyla savaşmak istemelerini… Onun yerine birden ayağa kalktı.