Kitap iki bölümden oluşuyordu. İlk bölüm aynı zamanda psikiyatr olan yazarın nazi toplama kamplarında yaşadıkları, orada tanıdığı insanlar ve orada yaşanan zor durumları yine psikolojik bakış açısı ile aktarılmıştı. Çok çarpıcı satırlar yoğunluktaydı. İkinci bölümde ise, yazarın kendi geliştirdiği psikolojik kuram olan logoterapi ilkelerinden derinlikle bahsedilmişti. Logoterapi, hümanist ve varoluşçu bir felsefedir. Logoterapi ile üç yolun olduğunu aktarmış yazar. Bunlar; semptomdan uzaklaşma, takıntılı durumdan uzaklaşma ve kendini tanıma. Yazarın savunduğu psikolojik yaklaşım kısaca; herşeyde bir neden aranmaması, hayatta rutinlerin olması ve hayatın anlamının sürekli aranmaması, anlam bulmak için bir şeylerle meşgul olunmalı. Öğretici nitelikte, insana bir şeyler katan bir kitaptı bana göre. Fakat ikinci bölüm yer yer ağır geldi bana çok fazla psikolojik terim olduğu için. Bu tür kitapları seviyorsanız okumanızı öneririm.