'
... bir tek kasabada bir tek elektrik ampulü yanmıyordu. Hiçbir vilayette bir fabrika bacası tütmüyordu. Bütün vilayetler fabrikasız, tamirhanesiz, hatta mektepsiz, hastanesizdi. Biz, harbe işte bu şartlar içinde girmiştik.
'
...
- İlk askerliğim yedi yıl sürdü oğul. Topçudaydım. Dönünce teyzenle başgöz olduk. Ama sonra gene çağırdılar. Bu sefer beş yıl dolaştık. Bıraktıkları zaman baktım ki benden hayır yok. Tezkereyi terk edince başçavuşlukla gittik Yemen'e. Hepsini toplasan yirmi yıl eder asker ocağında... Şimdi de buralarda sürtelerim işte... Ama hani bugün de "haydi gel!" deseler, gidesim gelir içimden oğul, gidesim gelir gene...
.
Kayseri Kalesi topçusuna gel deseler giderdi. Gönderdiklerin daha geri gelmesi demezdi. Bize galiba bunun için "ordu millet" diyorlardı. Evet, biz bir ordu millettik. İşte bu Kayseri topçusu, onun dönmeyen çocukları, benim dönmeyen ağabeylerim ve o yaşta ben...
•
... Biz üç arkadaş, üçümüz de fakir çocuklarıydık. Bizim de babalarımız böyle ihtiyar tıprak adamlarıydılar. Beylerin yanında bağ, bahçe işleri veya şurada burada ırgatlıkla grçinirlerdi. Fakat bizde toprak, hiçbir zaman bu kadar sefil değildi. Bizde sefalet, bütün varlığı bir uyuz eşekten ibaret olan bı bitmiş ihtiyarın yoksulluğuyla kıyaslanacak kadar derin olmamıştı...
•