yeşimmm

yeşimmm
Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. Mustafa Kemal Atatürk
öğrenci
• Atauni - İşletme | •Atauni YL - Uluslararası Ticaret ve Lojistik | Gazi - Tarih Öğretmenliği 4/4
Ankara
20 Ağustos 1996
301 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
Kılıç, Şiir ve Devlet
Puan vermedi·175 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 21:56
Tufan Gündüz’ün kaleminden, Şah babamız Şah İsmail Hatâî’yi; Safevîleri ve Kızılbaş Türkmenlerini tarihî derinliğiyle ele alan kapsamlı bir kitap okudum. Okudukça içimi burkan bir “keşke” duygusu yakamı bırakmadı: Keşke yüzyıllar önce Türkler ve Türkmenler el ele verebilseydi; Sünnî-Şiî ayrımı bu kadar derinleşmeseydi, kardeş kanı dökülmeseydi. Çaldıran Savaşı’nı her okuduğumda bu düşünceye yeniden dönüyorum. Bana kalırsa bu savaş, taraflarından bağımsız olarak, bütün Türk dünyasının yenilgisi olmuştur. Sonrasında yükselenler de olmuştur elbet, fakat düşenler çok daha fazladır. Keşke hiç yaşanmasaydı; keşke Türk kanı Türk eliyle toprağa akmasaydı. Şah İsmail Hatâî’nin divanını Türkçe kaleme almış olması, şiirlerinin neredeyse tamamını Türkçe yazması ve ordusunun Kızılbaş Türkmenlerinden oluşması ortadayken, onun Türk kimliğinin hâlâ tartışma konusu yapılması düşündürücüdür. Büyük Azerbaycan şairi Nizâmî Gencevî, ömrü boyunca Gence’de yaşamış; eserlerini Türk sultanlarına sunmuş, aynı zamanda eserlerinde Azerbaycan folklorunun bariz izleri olmasına rağmen, Türk edebiyatının Fars dilli koluna dâhil edilmesi bu kadar zor mu diye düşünürken, Şah İsmail neredeyse tüm şiirlerini Türkçe yazmış, anasının babasının kimliği belli ve Hatâî’nin Türk kimliği neden bu kadar ısrarla zan altında bırakılır, insan düşünmeden edemiyor. Şiirleriyle Türkçeyi bir inanç ve iktidar dili hâline getiren Şah İsmail’in hâlâ tartışmalı görülmesi tarihsel bir çelişki olarak durmaktadır. Tufan Gündüz, bütün bu çelişkilere rağmen, olması gerekeni yaparak Şah İsmail’in gerçek ve tarihsel kimliğini okurun önüne berrak bir şekilde koymuştur. Tufan Gündüz, Şah İsmail’in karizmatik liderliğini, inanç dünyasını ve devlet kurucu kimliğini akademik bir ciddiyetle ele alırken, okuru yormayan, akıcı bir
Tarih
Son Kızılbaş Şah İsmailTufan Gündüz · Yeditepe Yayınevi · 2010430 okunma
yeşimmm
Tufan Gündüz'ün dediği gibi "Şah İsmail Türk oğlu Türk'tür."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·280 syf.··
2021 28. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 21:29
Efendim bir olaylar bir olaylar... Lübnan iç savaşının başladığı tarihlerde genç bir kadın olan ama kitap boyunca yaşlılık hallerini tanıdığımız bir kitap çevirmeniyle baş başayız. Yazar erkek olmasına rağmen bir kadın karakteri anlatıyor. Bence erkek olup da kadın karakteri başarılı değildi. Çok nadir erkek yazar kadın karakteri yazma konusunda başarı sağlayabiliyor bence. Off buraları da uzun uzun yazmak istiyorum ama olmuyor işte Ben bu ödül alan tüm kitapların nasıl ödül almaya layık olduklarını anladım sanırım. Herhalde ödül almak için ilk kural: Vatanının küçümse, aşağıla. Doğduğun vatandan nefret et, diyorlar ve onlar da öyle yapıyor. Bunlar da ödül alıyor! Şu ana kadar okuduğum tüm ödüllü kitaplarda durum buydu. Yazarımız ise Lübnan asıllı bir Amerikan. Kendi adıma ben; Hristiyan ya da Yahudi veya diğer dinlere ait olan kişilerin Allah hakkında düşündüklerini çok da önemsemem. Çünkü zaten inancı yoktur. Ancak Müslüman olup da yani Müslümanlık ona verildiği halde bunu istemeyen, reddeden kişilerin Müslümanlık hakkında yazdığı yazılara gelemiyorum. Burada yazarımız asimile olmuş bir Arap. Kitapta dinsiz değilim ama dine inanmıyorum gibi kurduğu bir cümle vardı karakterin. Sonra bir de şunu düşündüm. Acaba yazar mı böyle yoksa karakteri mi. Sonra dedim ki ne fark eder. Yine bana göre kitapta birden çok hadsizlik mevcuttu. Bunun dışında karakterin kendini çok iyi ifade etmesi ve düşünceleriyle ilerliyor kitap. Birçok kitap ve yazar hakkında, hatta müzik ve film hakkında da bilgi sahibi oluyorsunuz. Kitapta karakter Pessoa'cı. Ve birçok farklı yazarların alıntılarını da yapmış. Bu da kişiye edebiyat anlamında güzel öneriler sunuyor. Misal ben bu kitap sayesinde Fernando Pessoa'nın Huzursuzluğun Kitabı kitabını okumak istediğimi fark ettim. Hiçbir kitap hakkında
1000Kitap
Lüzumsuz KadınRabih Alameddine · Budala Kitap · 2021510 okunma
yeşimmm
Bu kitap üzerine yazılan incelemelerin içerisinde en mantıklı bulduğum sizin incelemeniz oldu. Bir kitap ödüllü diye herkes beğenmek zorunda değil. Ayrıca kitabın şaşırtıcı bir yanı yok. Kitapçıda çalışan bir kadının kitaplarla dolu hayatı. Annesiyle yüzleşecek mi diye bekledim o da olmadı. Yazar bize ne kadar entellektüel olduğunu ispatlamak için mi bütün okuduğu kitapları önermiş diye düşündüm. Başka yazarların metin içerisinde bu kadar fazla yer alması akışı bozmuş. Ayrıca düşünceden düşünceye atlayan bir karakter (Bazıları akıcı demiş kitap hakkında kesinlikle katılmıyorum). Ayrıca Osmanlı askerlerine dair haşarat benzetmesi var (Osmanlı askerleri ve bir çekirge vebası, birbirlerinin yerine geçen bu haşaratlar Büyük Savaş sırasında tüm yiyeceklerimizle kendilerine ziyafet çekmişlerdi. sf. 120). İnceleme yazanların buraya dikkat çekmemeleri beni şaşırttı.
Ömer Lütfi Barkan
Aslında Barkan, tarihçiliğimize bir devrim getirmiştir. O, toplumu bütünüyle (total) incelemeyi öngören Annales ekolünün yeni sosyal-ekonomik tarih görüşünü tam bir yetkiyle Türk tarihçiliğinde temsil etmiştir.
Sayfa 286
Tarih
yeşimmm
Ömer Lütfi Barkan denince direk aklıma Kolonizatör Türk Dervişleri geliyor.
Puan vermedi·1062 syf.··
2025 5. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 01:48
Yaşanmamış bir duygunun savunucusu ya da yergicisi olmak çok kolaydır ama ya aynı şartlarda biz olsaydık? Yazacaklarımı biraz da bunu düşünerek sıralamak istiyorum. Anna'ya baktığımda fiziksel olarak sevilmiş ama ruhunun sevilmemiş olduğunu görüyorum. Sadece etrafındakiler tarafından da değil üstelik, en çok kendi tarafından... Bir işi bilmeyen birine o işle alakalı veriler verirseniz onları nereye koyacağını, ne şekilde kullanacağını bilemez, öyle değil mi? Anna da sevgisizlik ve sevgi ile ne yapacağını bilemiyor. Sevemediği bir eş; yaşça büyük, çirkin bulduğu ve işleriyle çok meşgul bir eş. Bu durumda başkasına aşık olmasını normal buluyorum ama eşi Aleksey'in onların ilişkilerini görmezden gelmesi, ancak kendi evlerinde görüştükleri zaman onları ahlaksızlıkla suçlaması bana oldukça komik geldi. İnsanlar görmezken ahlaksız olabilirsin, ama benim evimde ahlaksız olamazsın! Oysaki eylem aynı. Ah şu "İnsanlar ne der?" ahlaksızlığı... Anna sevebildiğim bir karakter olamadı, ne kadar sevgisizliğine üzülsem de Vronskiy karşısındaki bencilce sevgi arayışı beni bunalttı. Ölmeyi bile karşısındakine acı çektirmek için isteyen bir insanın sevgisinin saflığından kim söz edebilir ki? Kendi kızını bile, kendi kötü hayatının bir parçası olarak görerek onu sevmeyen birinin sevgisinden...? Levin... kitaptaki en gerçek karakter. Çalışıyor, aşık oluyor, reddediliyor, gururu kırılıyor, üzülüyor, korkuyor, bilmiyor ve daha da önemlisi bilmediğini kabul ediyor. Samimiyetsizliğe dayanamıyor, saygısızlığa karşı tavrını koyuyor. Okuduğum bir yazıda Tolstoy'un kendi hayat felsefesini Levin üzerinden yansıttığını yazıyordu. Bu da Levin'i daha dikkatli incelememi sağladı. Aynı yerde insanlar Levin gibi hissetmek istiyor ama Vronskiy gibi yaşamak "zorunda" kalıyor, diyordu. Neden zorunda? Ya
Duygu ve Düşünce
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma
yeşimmm
Güzel bir inceleme olmuş. Levin konusunda size katılıyorum. Ama Anna'nın ihaneti tamamen Aleksey'in hatası gibi gösteriliyor, neden? Aleksey'de bu evliliğe mecbur kalmış (Anna'nın halası tarafından tehdit ediliyor). Anna evlenirken kiminle evlendiğini bilmiyor muydu? Aleksey'in cemiyetteki konumu belliydi. Ayrıca evlilikleri boyunca kocası tarafından dinleniyordu, bir bölümde Aleksey Anna için artık içini bana açmaktan vazgeçti diyor. Anna kocasını düşürdüğü durumu bir kez bile düşünmezken Aleksey, Anna'yı boşarsam ne olur diye düşünüyordu. Ayrıca kocasından sekiz yıl boyunca fiziksel olarak rahatsız olmayan Anna, başka bir erkeğin ilgisini çekince ne hikmetse kocasından tiksinti duymaya başlıyor. Kadın karakter olarak bence Darya güzel işlenmişti. Anna'yı anlayamadım bana şımarık, bencil ve ilgi bağımlısı gibi geldi.
9/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2021 20:14
Kırk üç gün gibi oldukça uzun bir zaman diliminde okudum Anna Karanina'yı ve oturup hakkında bir şeyler yazma konusunda da ciddi tereddütlerim var. Nerdeyse külliyatını hatmetmiş olmama rağmen Kont beni her seferinde ısrarla şaşırtmaya devam ediyor. Sürprizlerle dolu bir adam değil elbette kendisi, öylesine sıradan ve bu sıradanlığı ile sıradışı ve aynı zamanda derin çok derin, bu derinlik insanı hem içine çekiyor hem de ürkütüyor. Anna Karanina bir aşk romanı izlenimi verse de katiyen bir aşk romanı değil. Kadın erkek ilişkileri ve evlilikler üzerine muazzam değerlendirmeler ve ancak bir ilişki uzmanı tarafından yapılabilecek durum tespitleri, tümüyle tarafsız ve objektif bir bakış açısıyla yaklaşılmış insan kusurları ki Kont gibi ahlakçı ve erdemler üzerine keskin savunuları olan birinin bu yaklaşımı insanda takdir uyandırmakla beraber biraz şaşkınlığa da sebep oluyor. 1870'li yılların Rusya'sının sosyo-kültürel yapısını, siyasetini ve toprak yasalarını, serflikleri, kadınların toplum içindeki hak ve durumları hakkında da fikir ve görüş sahibi olmanızı sağlayacak, Ekim Devrimi öncesi Rusya'sını net bir şekilde kafanızda canlandıracaktır. Kitabın ana karakterleri Anna Karanina, onun eşi Aleksey Aleksandroviç Karenin, Anna'nın kardeşi Stepan Arkadyiç, Stepan Arkadyiç'in eşi Dolli, Dolli' nin kız kardeşi Kiti, Kiti'nin aşkı ama daha sonra Anna'nın büyük aşığı ve aşkı olacak olan Vronskiy ve Kiti'ye aşık Levin. Kitabı okuyan ve Tolstoy'u az biraz tanıyan birinin de kolaylıkla farkedebileceği üzre Levin otobiyografik bir karakterdir. Tolstoy Levin ile kendi fikirlerini konuşturmuş düğündeki gömlek mevzuna kadar hayatından kesitler koymuştur. Levin Kiti'yi büyük bir sadakatle ve sabırla sever. Sabrının mükafatını da alır elbette. Kiti ve Levin ilişkisinde aşkta gurur
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma
yeşimmm
Nasıl Vronskiy ya? Kiti ile tüm sosyete önünde flört edip kızın evine girip çıkıp sonra karşısına çıkan evli bir kadının peşine takıldı. Tutkusunun peşinden giderken ne Anna'yı nasıl konuma düşüreceğini ne de (Hadi kocasını geçelim) onun bir oğlu olduğunu düşündü. Hele Anna'nın oğluna olan sevgisi bana hiç geçmedi. Oğlunun yanında, kocasının evinde, sevgilisiyle buluşuyordu. Bu o çocuk için nasıl bir travma. Neyse belki de ben de bir ahlakçı olduğum için böyle düşünüyorum.