...
Bana dua edin, cahillerin yüzünü görmeyeyim.
Tanrı arkadaş/dost olsa bir an bile durmak istemem.
Hasta olsalar bile cahillerin halini sormak istemem.
Cahillerden yüz bin cefa gördüm ben işte!
...
...
Keramet sahibi, şeyh, molla ve hoca; dünyayı izler.
Dünyayı izler fakat başkalarına/padişahlarına yalan söyler.
Ayet, hadis sözlerini dilinde gezdirir, asıl dünya malını gözler.
Tanrı'nın yolunda asla sıkıntı çektiği yok.
...
*
Arapça ve Farsçanın tam hakim olacağı bir zamanda Ahmed Yesevi Türk milletinin önüne arı ve duru Türkçe ile çıkmış, Türk milletinin kimlik bunalımına girmesini engellemiştir.
*
"
Ahmed Yesevi'nin dil konusundaki tavrı öğrencileri tarafından da kabul edilmişti. Hacı Bektaş Veli ve diğer öğrenciler Anadolu'ya gelirken Türkçenin bayrağını da getirmişlerdi. Tapduk Emre, Yunus Emre, Sarı Saltık ve diğer aydınlar Farsçanın hakim olmasına rağmen inadına Türkçe yazıp söylemekteydi. Sonuç olarak Ahmed Yesevi'nin Türkçe sevdası Anadolu'nun Türkçe ile mayalanmasına kaynak olmuştur.
"
"
Ahmed Yesevi'nin çok iyi derecede Arapça ve Farsçayı bildiği anlaşılmaktadır. O, çağdaşları gibi yabancı dil hayranlığına düşmedi. Aldığı eğitimler sonucu Kur'an ve hadisleri okuyup Türkçeye çevirdiği ve Türk insanına öğrettiği açıkça görülmektedir.
"