Puan vermedi·293 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
Hamnet benim için hayranlıkla sıkılmanın aynı anda mümkün olduğunu gösteren kitaplardan biri oldu. Bitirdiğimde uzun süre etkisinden çıkamadım ama okurken bazı bölümlerde elim sürekli sayfa sayısına gitmedi desem yalan olur. Maggie O’Farrell öyle bir dil kurmuş ki bazı cümlelerin üzerinde durup tekrar okumak istedim; özellikle yasın, kaybın ve aile içindeki görünmez bağların anlatılışında gerçekten çok güçlüydü. Fakat olay örgüsünden çok duyguların ve atmosferin ön planda olması nedeniyle zaman zaman durağanlaştığını da hissettim. Kitabın en sevdiğim yanı ise Hamnet’in hikâyesini anlatırken aslında bir çocuğun ölümünden çok, geride kalanların sessizce parçalanışını anlatmasıydı. Agnes karakteri özellikle aklımda kaldı. Doğayla kurduğu bağ, insanları sezgileriyle okuyuşu ve toplumun ona biçtiği role sığmayan yapısı onu unutulmaz kıldı. Shakespeare’in ise merkezde olmamasına rağmen her sahnede hissedilen bir gölge gibi durmasını çok etkileyici buldum. Yazarın onu bir dahi olarak değil, hataları ve eksikleri olan bir eş ve baba olarak göstermesi kitaba ayrı bir derinlik katmış. Ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim; eğer hikâyede sürekli bir hareket, olay veya yüksek tempo arıyorsanız Hamnet sizi zorlayabilir. Çünkü bu kitap yaşananlardan çok hissedilenlerle ilgileniyor. Bazen bir bakışın, bir sessizliğin ya da bir odanın içinde dolaşan kederin sayfalarca anlatıldığı oluyor. Ben o edebi atmosferi çok sevdim ama yer yer hikâyenin biraz daha toparlanmasını ve ilerlemesini de istedim. Yine de kitabı kapattığımda aklımda olaylardan çok duygular kaldı. Sanki bir roman değil de, yıllar önce yaşanmış büyük bir acının yankılarını dinlemiş gibi hissettim. Her kitabı severken kusurlarını unutmak gerekmiyor; Hamnet benim için hem hayran kaldığım hem de zaman zaman sabrımı sınayan
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 9. kitabı
şunu fark ettim ki gerçekten çok sevdiğim kitaplar hakkında ne düşündüğümü hiç bilmiyorum. Valeria sayfalar boyu birçok kişi oluyor, ya da belki de hiçkimse olmuyor. Yeri geliyor başka birinin gördüğü hayalete dönüşüyor, yüzlerce kez ölüyor, saksı-hırsızlığı yapıyor ve-benzeri onlarcası herhangi köksüz hayatları oynuyor. Kitap boyu edebiyatla, kendisiyle ve yaşamla ilgili atıp tutuyor, kendi yazdıklarıyla dalga geçer gibi bir havası var her sayfada. Okuduğunuz hiçbir sayfadan hiçbir şey anlamıyorsunuz, bu kitapta karakterler, yer ve mekanlar, kurmaca gerçeklikler yok. Gerçekliğin aklınıza dahi gelmeyecek boyutlarında sizi sayfalarca gezdiriyor ve sayfayı her çevirdiğinizde hiçbir şey anlamamanın ama hissetmiş olmanın tortusuyla seviyorsunuz Kalabalıkta Yüzler'i. İçimden bir ses diyor ki, modern çağda yazarlık ancak böyle bir yazınla mümkün olabilir. Zamanın, mekanın, karakterlerlerin asırlardır işlenip tekrar noktasına geldiği edebiyat dünyasında; böyle zırdeli romanlar insanlara edebiyatın hala başımıza gelmiş en güzel şeylerden biri olduğunun kanıtını gösteriyor
Kalabalıkta YüzlerValeria Luiselli · Siren Yayınları · 2016144 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·232 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:10
Türk edebiyatının velut kalemlerinden Mahmut Yesari tarafından yazılan Gece Yarısı romanı, 1 Ağustos 1936 ile 3 Kasım 1936 tarihleri arasında seksen beş tefrika halinde Tan gazetesinde yayımlanır.¹ Dönemin tiyatro dünyasına dair renkli bir perspektif sunan romanda Celil Mahir ve çevresindekiler aracılığıyla okur Beyoğlu'nun sokaklarında ışıltılı bir gezintiye çıkar. Gece Yarısı'nda Mahmut Yesari, dönemin tiyatro kumpanyalarına, tiyatro sanatçılarının bohem yaşantısına, günü gününe yaşayışlarına, aralarında çıkan anlaşmazlıklara ve rekabete dair önemli gözlemlerini aktarır. Romanda Darülbedayi'nin disiplinli tiyatro çalışmalarıyla amatör kumpanyaların disiplinsiz, derme çatma, belli belirsiz bir tempoyla çalışmaları, yapılacak her hazırlık için sermaye bulma uğraşları arasındaki çatışma dikkat çekicidir. Mahmut Yesari, romanına daha çok ikinci gruptaki ismleri yani amatör oyuncuları seçer: Celil Mahir, Fofo, Sunullah, Tayyar Bey, Kuvart, Sadrettin Rahmeti, Mevlüt, Bilal, Özdemir ve sonradan onlara katılacak İclal Hanım romanın asıl karakterlerini oluşturur. Bununla birlikte romanın kilit isimleri arasında Madam Zorayi ve Amca Safder'i de unutmamak gerekir. İmparatorluk artığı bu iki isim, romandaki genç karakterlerin arasında "her şeyi sezen", "herkesi tanıyan" kimlikleriyle öne çıkarlar. Bu karakterlerin gerçek isimleri çağrıştırdığından romanın arka kapağında bahsedilmektedir: "Romandaki Celil Mahir (Celal Sahir), Kuvart (Nuvart Suat), Fofo (Toto Karaca), Sadrettin Rahmeti (Nurettin Şefkati), Sunullah (Lütfullah Sururi) ve Amca Safder (Baba Saffet) gibi karakterlerin çoğu ise dönemin ünlü oyuncularını anıştırmaktadır." Oyunculuğun yalnız sahnede kalmadığı, yaşamın tadına varmak için de birtakım oyunlara başvurulduğu, insanların oyuna getirildiği, oyuna gelindiği
Gece YarısıMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20265 okunma
Iago şeytandan 5dk önce doğmuş resmen
Puan vermedi·160 syf.··
2026 7. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 01:24
bazen en çok güvendiğimiz, en samimi bulduğumuz kişiler, söyledikleri birkaç sözle hayatımızı ve ilişkilerimizi etkileyebilir. hayatta da zarar veren insanlar her zaman bize net bir şekilde görünmez Othello’nun en dikkat çekici karakteri çoğu okura göre Othello değil, Iago’dur. insanları çok iyi gözlemleyen Her karakterin korkularını, zayıflıklarını ve zaaflarını fark edern Daha sonra bunları kendi çıkarı için kullanan bi karakter yaratmış . Shakespeare . Bir öfkeye, hırsa yenik düşen biri insanların hayatlarını nasıl kendini karanlıklığına hapseder ? Bu karakter bana Dorian grayin potresindeki lord hanryi anımsattı . karşılarındaki kişinin zayıf noktalarını fark ederek sözlerle zehirleyip onları manipüle etmesi aklıma getirdi. Tabi İago sonucunun nelere yol açacağını bildiği halde bu kötülüğü yapıyo. Onun bu kötülük hırs şaka mı? … Onun en güçlü özelliği yalan söylemek değil, insanlara kendi yalanlarına inandırmaktır. Iago çoğu zaman doğrudan suçlama yapmaz. Bunun yerine küçük imalar bırakır, şüphe uyandırır ve insanların kendi sonuçlarına ulaşmasını sağlar. Böylece kurbanları, aslında Iago’nun düşüncelerini kendi düşünceleri sanırlar.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
8/10
·225 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 01:28
Kitap bitti ama başkahraman hala zihnimin bir köşesinde benimle yaşıyor sanki. İlk başta kitap sıkıcı gibi geldi fakat biraz ilerleyince beni hikayenin en güzel kısmına doğru sürüklemeye başladı. Başkahraman olan Hamlet Danimarka Prensi fakat bu hakkı elinden alınıyor. Amcası, babasına suikast düzenleyip öldürüyor, daha sonra annesi ve amcası evleniyorlar. Tahtın yeni varisi artık Hamlet’in amcası. Böylece Hamlet’in krallık hakkını elinden almış bulunuyorlar. En üzücü kısım her kitapta olduğu gibi sonuydu: Ophelia ölüyor, Hamlet ve Laertes son kez düello yapıp zehirlenme sonucu hayatlarını kaybediyorlar ve yeni gelen kral onlar adına ihtişamlı bir cenaze töreni hazırlıyor böylelikle halkın zihninde kahramanca yer ediniyorlar. En azından Ophelia’na kavuştun Hamlet bu yönden içim rahatladı;)
Spoiler içerir!
HamletWilliam Shakespeare · Koridor Yayıncılık · 202458,6bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 50. kitabı
Roma’nın en güçlü adamı Julius Caesar’ı öldürmek için kurulan bir komplo… En yakın dostu Brutus bile bu planın içinde! İhanet, güç hırsı, idealizm ve halkın kolayca yönlendirilmesi… Özellikle Mark Antony’nin cenaze konuşması ve “Sen de mi, Brutus?” sahnesi…
Julius CaesarWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,9bin okunma