Filmimiz Türkiye'ye gelen baba ve kızın tatilini anlatıyor. Tam olarak Calum için tatil olmuyor tabi. Film boyunca Calum'un kızı Sofia'ya yansıtmadan derin bir içsel çatışma ve depresyon halinde olduğunu görüyoruz. Filmde çoğu şeyin ucu açık bırakılmış. Calum intihar bile etmiş olabilir.
Film aslında Sofia'nın çocukluğunda babasının kalan hatıralarını zihninde canlandırmasını anlatıyor. Babasına dair anıları hatırlarken genelde siyah ekran görüyoruz. Orada babasını tam hatırlayamıyor aslında, babasını çağrıştıran bir adamla babasının hatırlarını eşleştirmeye çalışıyor. Her ne kadar Calum içsel çatışma halinde olsa da iyi bir baba olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Benim için en güzel sahne baba kızın yemek yerken arkada Candan Erçetin'den Gamsız Hayat şarkısının çaldığı, fotoğraf çekinip sohbet ettikleri yer oldu. Şarkıyı öyle bi güzel söylemiş ki, o sahnede role sanki Candan Erçetin can vermiş.
Sahneleri insana kendi hayatını sorgulatan, çok benzemese de NBC tadındaydı. Mesajları direkt vermeyip izleyicinin tamamlamasını istiyor.
Adam bi' yerden tanıdık geliyordu meğer Hamnet filmindeki Shakespeare'i oynuyormuş.
Ve sözlerimi Gamsız Hayat'ın sözleriyle bitirmek istiorum.
"Çok mu dertsiz duruyorum uzaktan bakınca?
Çok mu kalender sandınız dert etmeyince?"