Tuhaf bir şekilde bunun özgürleştirici bir yanı vardır. Artık her şeyi kafaya takmamıza gerek yoktur. Hayat olduğu gibidir işte! Kabulleniriz. Asla kansere çare bulamayacağımızı, Ay’a gidemeyeceğimizi, Jennifer Aniston’un memelerine elleyemeyeceğimizi biliriz. Bunları mesele etmeyiz ve hayat devam eder...
Giderek neyi kafaya takacağımız hakkında daha seçici oluruz. Bunun adı olgunlaşmadır.
(...) Kişi gerçekten değerli olana değer verip kafasına taktığında olgunlaşır.
Çoğu insanın, özellikle de eğitimli, şımartılmış orta-sınıf beyazların “hayatın tasaları” olarak gördüklerinin, gerçekten kaygılanacak daha önemli şeylerinin olmayışının yan etkileri olduğunu düşünüyorum.
Nereye giderseniz gidin, sizi bekleyen bir sorun yumağı vardır. Bunda bir sorun da yoktur. Mesele bu yığından kaçmak değil, mesele uğraşmaktan hoşlanacağınız yumağı bulmaktır.