Dilber Geçgin

Doğru kitabın doğru zamanda karşınıza çıkması ne kadar önemlidir?
10/10
·296 syf.··
2026 3. kitabı
Bu kitabın ismini her zaman duyuyordum. Ancak şimdi okumaya fırsatım oldu. Ve şunu söylemeliyim ki son yıllarda okuduğum en iyi kitap. Bazı kitaplar doğru zamanda karşınıza çıktığında yüreğinize dokunur. Bu kitap benim için öyle oldu. Kitap üzerine oldukça düşündüm. Karakterde kimi zaman kendimi buldum. Pişmanlık hepimizin her an yaşadığı bir duygu. Şunu yapmasaydım şuraya gitmeseydim öyle demeseydim gibi cümleleri her zaman kuruyoruz. Ama o hayatların da harika olacağının garantisi yok ki. Bu kitap gerçekten bana çok fazla şey öğretti. İyi ki karşıma çıktı. 
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
mutlaka okuyun
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2019 14:29
Okumak için geç kaldığım bir kitap. Ya da tam zamanında da okumuş olabilirim. Bence bu kitabı 20-30 yaş aralığındaki herkes okumalı. Henüz geç kalınmamışken. Paulo Coelho'nun en bilinen romanı Simyacı. Dünya çapında bu kadar okunmasının bu kadar sevilmesinin nedenini şimdi çok daha iyi anlıyorum. Okumadan önce yorumlara baktığımda seveni olduğu kadar sevmeyeni de olduğunu gördüm. Bu kitabı sevmeyen muhtemelen kitabın ne demeye çalıştığını anlamamıştır. Çünkü son zamanlarda okuduğum en güzel kitaptı. Beni çok uzun süre etkisinde bırakacak gibi görünüyor. Ve ben de böyle olmasını umuyorum. Kitabın konusuna gelecek olursak Endülüslü bir çoban olan Santiago'nun gördüğü düşler sonucunda Mısır Piramitlerine yolculuğunu anlatıyor. "Hazinesini bulabilecek mi? Bulduğu hazine tam olarak ne?" soruları kitabı okuduğunuz sürece zihninizde dolanıp duracak. Ve aslında asıl konu hazineden çok kişisel menkıbemiz. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisini hepiniz duymuşsunuzdur. En üst basamakta kendini gerçekleştirme bulunur. Ben kitabı konu itibariyle biraz da ona benzettim. Aldığımız her nefesin, yediğimiz yemeklerin, içtiğimiz suyun, yürüdüğümüz sokakların hatta başımıza gelen büyük felaketlerin bile bizi yürümemiz gereken doğru yola götürdüğünü anlıyoruz. Ve yazgımızın aslında tam olarak bizim elimizde olduğunu da. Henüz çok geç olmadan bu kitabı okuyun. Her insanın okuması gereken bir kitap bence. 10 yıl sonra tekrar okuyacağım ve kendi kişisel menkibemi ne derece gerçekleştirdiğime bakacağım. Bu kitabı okuyun ama, anlayarak okuyun...
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024247bin okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2019 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2019 20:10
"İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizdeki şeytan yok... İçimizdeki aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..." Kitabın arkasında bu alıntıyı görüyorsunuz. Ve aslında kitabın özeti gibi. Okuduğum üçüncü Sabahattin Ali romanı. Kitabın yarısına geldiğimde acaba yazdığı ilk roman bu muydu diye düşünüp baktım. İkinci romanmış. Dili olsun, olay örgüsü olsun bana ilk romanmış gibi gelmişti. Nerden başlasam hiç bilmiyorum. Hangi noktasına değinsem bilemiyorum. Ama iyiki bu yaşta okumuşum diyorum. Daha gençken okusam muhtemelen beni bu kadar etkilemezdi. Yaşantının önemini bir kez daha anlıyorum. Hani bir söz vardır ya. Şeytana uydum deriz. İşte bu romanda şeytanı aslında içinde barındırdığımızı anlıyoruz. Hatalarımız, yaptığımız yanlışlar ve kötülükler. Bir şekilde hepimiz bunu kendimizin yaptığını kabul etmeyiz. Sabahattin Ali buna içimizdeki şeytan demiş ne de güzel demiş.. Ah Ömer... Sana hem çok kızdım hem çok hak verdim hem de çok üzüldüm. Yaptığın yanlışlara, içindeki şeytana rağmen sevdim seni... bu yönden biraz kendime kızıyorum ne yapayım. İlginç, değişik ama en azından çoğu şeyin farkına varabilen, kendini kısmen tanıyabilen bir karakterdin. Bazı
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2019 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2019 01:50
Ben şimdi bu kitabı nasıl anlatayım. Öncelikle şundan başlayayım. Kitabın arkasını okuduğunuzda sonunun iyi bitmeyeceğini biliyorsunuz zaten. Ama okurken içimde sürekli belki mutlu biter umudu vardı ne yalan söyleyeyim. Kitapta da sürekli umudumu körükleyen şeyler oldu. Keşke sonunu baştan biliyor olmasaydım. Sabahattin Ali bu kitabında da akıcı dilini konuşturmuş. Bir sonraki sayfayı merakla bekledim. Kitabın sonu ise yürek yakan cinsten. Son 30 sayfa kala kitabı okumayı bırakacaktım nerdeyse. Kötü sonun nasıl olacağını bilmemek için... Yusuf'un ve Muazzez'in aşkı ne de çok etkiledi beni. Kitabın belki de tek eksik yanı buydu. Birbirine bu kadar güzel hisler besleyen iki insanın aşkına daha fazla tanıklık etmek isterdim. Beni kızdıran karakter sayısı çok fazlaydı. Kitap bitince içimden bir "Ah Şahinde senin gibi anne olmaz olsun" demedim değil. En kızdığım karakter oydu. Tabi Yusuf'a da kızdığım zamanlar oldu. Mesela Kübra'nın hikayesini neden Muazzez'e anlatmadı? Bir şey değişir miydi ki diye sormaktan da kendimi alıkoyamıyorum... resmen ben de romandaki bir karakter oldum. Görünmez ve hiçbir şeye müdahale edemeyen, sadece olayları gözlemleyebilen bir karakter. Kitap beni bu kadar içine çekebildi işte. Kelimelerimi bile doğru düzgün toparlayamadım farkındayım ama mutlaka okunması gereken bir kitap. Tabi güçlü bir psikolojiye sahipseniz.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025211bin okunma
8/10
·207 syf.··
2019 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2019 19:03
Aytmatov'un okuduğum ikinci kitabı. İlki Toprak Ana olunca bu kitap her ne kadar Aytmatov'un yazdığı ilk kitap olsa da, Toprak Ana'nın gölgesinde kaldı. Okuyucuyu çok rahat iki kutba ayırabilir. Bu kutuplardan biri Aragon'un da dediği gibi dünyanın en büyük aşk hikayesi veya büyük bir aşk hikayesi diyecek kısım. İkinci kutup bir aşk hikayesinden çok ihanet hikayesi gören kısım. Şahsen ben ikinci kutuptayım. Kitabın başında tüm karakterleri tanıtırken en az bahsedilen insan Sadık karakteri oluyor. Yani Cemilenin kocası. Sonra uzun uzun Cemile'den bahsediliyor ve Danyar karakteri hikayeye dahil oluyor. Danyar karakteri sessiz sakin ve aşkıyla beni rahatsız etmeyen bir karakter oldu. Aşkını da sevdim. Ancak Cemile'de beni sürekli rahatsız eden bir şeyler oldu. Örneğin ne kadar rahat biri olursa olsun dere kenarındaki gençlerle sarılmaları, öpücük vermeleri, kucaklarına gitmesi beni çok rahatsız etti. Kocası askerde olan bir kadının böyle davranması ve köylülerin de bunu gülerek izlemesi ayrı bir saçmalık. Nedenine gelecek olursak bu toplumun geleneklerinde kadının kocası mektubunda ondan söz edemez. Karıma selam ederim gibi kısa ve resmi cümleler kurabilir. Onun dışında en ufak bir samimiyet göze batar. Köy ayıplar. Böyle bir gelenek gerçekten varsa yargılamak bana düşmez tabiki. Ama yoksa ciddi anlamda saçma olmuş. Tüm bunları da geçersek Cemile, Danyarla konuşurken kocasının onu sevmediğinden bahsediyor ama önceden mektubunu heyecanla bekliyordu. Ve daha önce Sadık karakteriyle ilgili kötü bir şey söylememişti. Ki zaten Cemile ve Danyar kaçtıktan sonra Sadık karakterinden sadece kısa bir paragrafta söz ediliyor. Onda da sarhoş. Cemile'ye sitem cümlesini kendini üstün görerek kullanıyor gibi görünüyor ama içten içe kırgınlığı belli oluyor. En başta da dediğim gibi
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma