Avrupalılar kendi tarihlerinden, kanla yazılmış "büyük" bir tarihten kaçmak ister. Ama başkaları, yüz milyonlarca kişi, ona merak salıyor ya da dönüyor.
Her ne kadar sahte-toleransını beyan etse de bütün biçimleriyle kapitalist sistem, bütün arzuları... kâr, verimlilik... sömürü, mülkiyet üzerine kurulu kendi totaliter örgütlenişinin diktatörlüğüne... tabi kılmaya devam eder... kendi yasalarını tenimize kazımak için bedenimizi bastırarak, parçalayarak ve ona işkence ederek... yorulmak nedir bilmeden kirli işlerini sürdürür... Organizmalarımıza giden uygun her erişim yolunu kullanarak, ölümcül köklerini içimizdeki derinliklere daldırır.
İnsan dünyası ve insan-olmayan dünyanın karşılaşma noktası olarak beden, kendi ifademizin en güçlü aracı ve suistimale en açık noktamız olagelmiştir. Bu yüzden bedenlerimiz, çektiğimiz acıların, hissettiğimiz neşenin ve verdiğimiz mücadelelerin kanıtıdır. Baskı ve isyan tarihleri onlar üzerinden okunabilir.