Gelecek kendisine ne vaat ediyordu ki? Yalnızlık mı? Hastalık mı? Hayatta kalanlar yuvalarının enkazını derleyip toplamaya, yeniden dostluklar kurmaya, bir gelecek inşa etmeye çabalarken, onun elinde eşeleyeceği küller vardı sadece.
[..] onu oyalamayı, hayatın kıyısında tutmayı bıraktığın zaman, bir çeşit uyuşukluğa gömülüyordu; ne hülyalara dalma ne de kedere gark olma haliydi bu, daha ziyade anlaşılması zor bir durum değişikliğiydi, sanki ruhunun birazı bedeninden dışarı sızıyor ve boşlukta buharlaşıyordu.
Beyinlerimiz düşüncelerimize, fikirlerimize ve hislerimize temel oluşturan, doğruluğu kendinden menkul önermeler dayatılmış olarak, çok azımızın kurtulmayı başarabildiği bir zaman tüneline hapsolmuş vaziyettedir.