Karşımdaki koltukta aynı yaşlarda dört-beş ofis çalışanı boş bakışlarla oturuyordu. Yaşları otuz falan mı? Hepsinden rahatsız oldum. Gözleri pusluydu, ruhları yoktu sanki. Ama içlerinden birine ufacık da olsa gülümsersem, sadece bu bile adamlardan birinin beni kendine eş olarak seçmesi ve benim zorla evlendirilmem anlamına gelebilir. Bir kadının kaderine karar vermek için bir gülümseme yetip de artıyor. Tuhaf
denilebilcek kadar korkunç.
Umarım ahlak kurallarının hızla değişeceği bir zaman gelir. O zaman böyle bir itaatkarlık, yine her günü kendimiz için değil, başkalarının düşünceleri uğruna yaşama durumu da son bulur herhalde.
Yaşım ilerledikçe okuldaki ahlak ile toplum içindeki ahlak arasında çok büyük fark olduğunu anladım. Okulda öğretilen ahlaka riayet eden biri kendini aptal durumuna düşürür. İnsanlar onları garip biri diye yaftalar. Hiçbir şekilde ilerleyemez, her zaman beş kuruşsuz kalır.
Doğru umut ve doğru arzulara sahip olmadığımız için azarlanıyoruz, peki ama doğru idealin peşinden koşsak, bu insanlar bize destek olup rehberlik edecekler mi acaba?