Ne var ki, dünyada ‘sizi anlıyorum’ gözlerinin sahteleri türemişti; gerçeği sahteden ayırmak çok zordu. ‘Sizi -anlıyorum konuşmanıza- ihtiyaç yok’ ya da ‘siz-onlara -bakmayın - yalnız - gözlerime inanın’ bakışlarının çoğu aslında ‘bugünü - geçirmek - için - birine - ihtiyacım - var’ kalıbından ibaretti. İnsanın, böyle sahtekârları görünce, başı ağrıyordu.
Muhayyilesi kuvvetli bazı insanlar, sevdikleri ölülerin uzun bir yolculuğa çıktıklarını düşünmüşlerdir; bense, bütün yolculuğa çıkanların ölmüş olduğunu düşünüyordum. Ne büyük bir günah, değil mi?