"Benim en sevdiğim taş kaledir. Ona dikkat etmen gerektiğini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü vezirin, atın, filin üstünde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz gibi bir şey değildir."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sömürgeciler kurbanı olan bir ülkede ana dili için savaşmayı bilen milletlerden birinin parçası olduğum için bu kitap bana çok ağır geldi.
Robin ve Ramiz'i bu kadar içten bir şekilde anlamak, başımı ağrıtmadı desem yalan olur.
Öz'ünden geriye kalan sadece dil'in ve onun uğruna canından bile vazgeçebilmeyi öğrenip uygulamaya çalışıyorsun..
Çok değişik bir kitaptı; bazen profesörlere kızdım, bazen çocukların "dilsel deneyim"leştirilmelerine yol açan erkeklere küfürerttim, yeri geldi Robin'le birlikte ikilem yaşadım, ama çok şey öğrendim. Ne kadar güzel bir çiçek olursam olayım, kendi toprağımda açmadığım sürece yapraklarım solgun olacak.
Kurgu gayet güzeldi ve bir süre sonra ansiklopedi gibi okumaya başladım. Sayfaların çoğunda çevirmen notlarının altını bile çizdim.
İçimde saaaadece bir tane küçücük ukde kaldı: Robin Swift'in gerçek ismi. Annesinin ona verdiği ismi öğrenmek..
İçinde yaşadığınız ağı ve yaşam tarzınızın gerektirdiği sömürüyü fark edene kadar, her şeyin üzerinde sömürgeci emeğin ve sömürgeci acının hayaletini görene kadar, kullanım, değişim ve değer kategorileri kulağa çok soyut geliyordu.