Tutkularımız; düşüncelerimizi, değerlerimizi, yaşam mücadelemizi yönlendirir ve iyi kullanıldığında bir bilgelik içerirler. Ancak kolayca yoldan çıkabilirler, çoğu zaman olan da budur. Aristo’nun da gözlemlediği gibi, sorun duygusallıkta değil, duyguların ve ifadelerin uygunluğundadır. Sorulması gereken soru ise şudur: Duygularımızı akılla nasıl birleştirebiliriz? Sokaklarımıza nezaketi, toplumsal yaşamımıza şefkati nasıl taşıyabiliriz?
Beni tanıdığını sandı. Oysa beni tanıyan herhangi bir kimsenin tanıdığı kadar az tanıyor beni o da. Ben bile tanımıyorum ki kendimi. Fransızların dediği gibi, "Nelerden zevk aldığımı biliyorum yalnızca."