Değişimi içtenlikle ve zevkle kabul ediyorum, bir yere varmış olmaktansa yürümeyi yeğ tutuyorum, bu yüzden yalnız olsam da yalnızlık çekmiyorum, yani kendime yetiyorum.
Banu'ya kadar her şey tam tamdı. Ama Banu meselesini çok çiğ buldum, yayına hazırlayan Uğur Erden de önsözde hikayenin o son bölümlerine kendisinin de takıldığını söyleyince biraz rahatladım gerçi ama yine de içimde kalan şeyler oldu bu konuda.
Spoiler olabilir:
Banu yerine bu mezarlık oynaşmaları Nasıra'nın oyunu olsaydı ne keyifli olurdu be... Banu Nasıra'ya yardım eden feminist bir figür olsaydı... Ah ah...