Değişimi içtenlikle ve zevkle kabul ediyorum, bir yere varmış olmaktansa yürümeyi yeğ tutuyorum, bu yüzden yalnız olsam da yalnızlık çekmiyorum, yani kendime yetiyorum.
İnsan (kim olursa olsun) her zaman, her yerde, mantığının ve çıkarının ona emrettiği gibi değil, canının istediği gibi hareket etmeyi sever. Kendi çıkarının tersini yapmayı bile isteyebilir.
"Tıpkı tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gibi, yüreğinizin mevsimlerini de kabul edebilseydiniz; pişmanlık ve üzüntülerinizin Kış'ında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz."
Hayatın kendisi var olamayacağımız kadar büyük olduğundan insan için bir yaşam amacından söz edilemez çünkü insan yoktur. Ancak kendi algılarımızda bir hayatta var olabiliriz. Bu sebeple amacı olmayan hayata o amacı ancak biz verebiliriz ve bu, bizim tarafımızdan bizim hayatımıza atanan amaç, intiharla aramıza örülen yegâne duvardır.
Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
İnanırdım saadetli yolculuklara.
Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.
Bütün hızımla koşardım dalgalara.
O zaman beni görseydiniz.
Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.
Beni o zaman görseydiniz
Siz de gelirdiniz peşimden.
Ama şimdi şu akşam saatinde
Son liman kendim, bu döndüğüm,
Bilmiş, bulmuş, anlamış.
Hatırımda, bir vakitler güldüğüm.
Yoluna can verdiğim o kaçış.
Şimdi, şu akşam saatinde
Dönüyorum görmüş, geçirmiş, atlatmış,
Gözlerin doymayan sahilinde.