Üzülerek belirtiyorum: Kitap bozuk bir Türkçe ile kaleme alınmış. Yayıncı, editör ve yazara hiç yakışmamış. Ayrıca -her ne kadar bir yazar herhangi bir savunma noktası oluşturmak zorunda olmasa da- birbirini değilleyen ifâdelerle dolu bir kitap. Yazar, çoğu zaman kendini tekrar eder hâle gelmiş. Yazım dilinden sonra en büyük kusûru da usüllere uygun atıf ve kaynakça sistemi olmayışı. Keşke sıfır (0) yıldız imkânım olsaydı.
Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim:"Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedîdir. İşte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır."
Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim."
Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim:"Çocuk kalbinin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedîdir. İşte budur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır."
Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum: "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim."