hazal ✶

hazal ✶
@shieldmaiden
tryna climb a wall that my mind has built ~๑
biyoloji lisans öğr.
eskişehir
ankara, 12 Nisan 2001
1.010 kütüphaneci puanı
200 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Fırsatlar ve seçenekler üzerimize yağdığı zaman psikologların seçim paradoksu adını verdikleri sıkıntıyı çekeriz. Temel olarak, ne kadar fazla seçenek verilirse, seçtiğimizle o kadar az tatmin oluruz çünkü dikatimizi tüm diğer seçmediğimiz seçeneklere odaklarız. Yaşamak için iki yerden birini seçmeniz gerekirse ve birini seçerseniz, büyük bir ihtimalle doğru seçimi yaptığınız konusunda içiniz huzurludur ve güven duyarsınız. Kararınız sizi tatmin eder. Yaşayacak yirmi sekiz yer arasından birini seçerseniz, seçim paradoksu “doğru” seçimi yaparak mutluluğunuzu azamiye çıkartıp çıkartmadığınızı sorguladığınız ıstıraplar, kuşkular, tahmin yürütmelerle yıllar geçireceğinizi söyler. Bu kaygı, emin olmak, başarı ve kusursuzluk için duyulan bu arzu sizi mutsuz eder.Peki ne yapmalıyız? Siz de benim eskiden olduğum gibiyseniz, hiçbir şey seçmezsiniz. Seçeneklerinizi olabildiğince açık tutarsınız, bir söz vermekten, kendinizi bir şeye bağlamaktan kaçarsınız. Bir kişiye, bir yere, bir işe kendinizi derinden adamak daha geniş deneyimler yaşamaktan sizi alıkoyar, ama daha geniş deneyimler de bir deneyimi derinlemesine, enine boyuna yaşama fırsatına engel olur.
Sayfa 175
Alıntı
Reklam
Aldatmanın son derece yıkıcı olmasının nedeni de budur. Konu seks değildir. Seksin neticesinden güvenin kırılmış olmasıdır. Güven olmadan da ilişki işlemez. Ya bu güveni yeniden tesis etmek ya da veda etmek gerekir. Güven kalmayınca ilişkinin bir yük haline geldiğini, zevk almak yerine sürekli gözlenmesi ve sorgulanması gereken bir sorun olduğunu söylerler. Sorun aldatırken yakalanan birçok kişinin özür dileyip, “bir daha asla olmayacak” nakaratını yinelemesidir, sanki penisler tamamen kazayla farklı deliklere girebilirlermiş gibi. Aldatılanların çoğu da bunu kabul eder, partnerlerinin değerlerini, neye aldırıp neye aldırmadıklarını sorgulamazlar; acaba o değerlere sahip olan partnerleri birlikte yaşanacak kadar iyi insanlar mıdır? İlişkiyi sürdürmeye o kadar odaklanmışlardır ki, öz-saygılarını yok eden bir kara deliğe dönüştüğünün farkına bile varmazlar. İnsanlar aldatıyorsa, demek ki onlar için ilişkilerinden daha önemli bir şey vardır. Bu başkalarının üzerindeki egemenlikleri olabilir. Seks aracılığıyla işlerlik kazanıyordun Kendilerini güdülerine kaptıran insanlar olabilirler. Nedeni her neyse, aldatanın değer yargıları sağlıklı bir ilişkiyi desteklemekle aynı çizgide değildir. Aldatan bunu kabul etmez, bununla uzlaşmazsa ve o bildik “ne düşündüğümü bilmiyordum; stresliydim, sarhoştum, birden oluverdi işte” yanıtını verirse, ilişkisiyle ilgili herhangi bir sorunu çözecek kadar ciddiyetle öz-farkındalığa sahip değildir demektir. Aldatanlar öz-farkındalık soğanlarını soymaya başlayarak hangi berbat değerlerinin ilişkilerindeki güveni yıktığını fark etmek zorundadırlar (ve elbete hâlâ o ilişkiye değer verip vermediklerini). Şunu diyebilmeleri gerekir: “Biliyor musun: Ben bencilim. Kendime bu ilişkiden daha fazla kıymet veriyorum. Doğrusunu istersen bu ilişkiye hiç
Sayfa 172
Alıntı
En büyük önceliğimiz sürekli kendimizi iyi hissetmek ya da partnerimize kendisini iyi hissetirmek olursa, neticede kimse kendini iyi hissetmez. Biz farkına bile varmadan ilişki dağılır. Fikir ayrılığı olmadan güven olmaz. Fikir ayrılığı kimin koşulsuz olarak, kimin kendi çıkarları için yanımızda olduğunu göstermek için vardır. Kimse sürekli evet diyen birine güvenemez. Hayal Kırıklığı Yaratan Panda burada olsaydı, ilişkimizdeki ıstırabın güvenimizi sağlamlaştırmak ve daha fazla yakınlaşmamızı sağlamak için var olduğunu söylerdi.
Sayfa 171
Alıntı
Sağlam sınırları olan kişiler sinirden, öfke nöbetlerinden, tartışmadan ve kırılmaktan korkmazlar. Sınırları zayıf olanlar bunlardan dehşete düşerler ve ilişkinin dağ treninin iniş ve çıkışlarına uyacak biçimde, durmadan davranışlarını yeniden şekillendirirler. Sağlam sınırları olanlar, iki kişinin birbirlerinin her ihtiyacına yüzde yüz yanıt vermesini ve sürekli ağırlamasını beklemenin mantıksız olduğunu bilirler. Arada bir karşılarmda-kinin duygularını incitebileceklerini de bilirler, ama neticede başkalarının nasıl hissedeceğini belirleyemeyeceklerinin farkındadırlar. Sağlam sınırları olanlar sağlıklı bir ilişkinin diğerinin duygularını kontrol etmekle ilgili olmadığım bilirler, yapılması gereken her partnerin diğerinin gelişmesine ve kendi sorunlarını çözmesine yardım etmesidir. Mesele partnerinizin kafaya taktığı her şeyi sizin de kafayı takmanız meselesi değildir; mesele onun neyi kafayı taktığından bağımsız olarak sizin ona önem vermenizdir. Koşulsuz sevgi budur.
Sayfa 170
Alıntı
...hem kurban, hem de kurtarıcı duygusal kafa yapmak için birbirlerini kullanırlar. Birbirleriyle tatmin etikleri bir bağımlılık gibidir. Duygusal olarak sağlıklı biriyle bir araya geldiklerinde de, ironiktir ama ya sıkılırlar ya da “kimyaları tutmamıştır”. Duygusal olarak sağlıklı ve güvenli insanları pas geçerler çünkü kendine güvenli tarafın sağlam sınırları her şeyi kendine hak gören tarafın kafa yapacağı “heyecanı” sağlayamaz. Kurbanlar açısından dünyadaki en zor iş sorunlarının sorumluluğunu almaktır. Tüm yaşamlarını kaderlerinden bir başkasının ya da başkalarının sorumlu olduğuna inanarak geçirirler. Sorumluluk almaları gereken ilk adımı atmak bile onları dehşete düşürür. Kurtarıcı açısından da en zor şey başkalarının sorunlarının sorumluluğunu üstelemekten vazgeçmektir. Tüm yaşamları boyunca ancak bir başkasını kurtardıklarında kendilerini değerli ve seviliyor hissetmişlerdir. Bu ihtiyaca bir son vermek de onları dehşete düşürür.
Sayfa 169
Alıntı
Reklam