Her ne pahasına olursa olsun hiçbir şeyi reddetmemek, bunu çatışma ve karmaşadan kaçınmak için, her şeyi eşit derecede kabul etmek arzusuyla, her şeyi uyumlu hale ve bir araya getirme niyetiyle yaparsak, bu da kendinde hak görmenin derin ve incelikli bir biçimidir. Her şeyi kendilerine hak gören insanlar, sürekli kendilerini iyi hissetmeyi hak etikleri için, bir şeyi reddetmekten kaçınırlar çünkü bunu yaparlarsa ya onlar ya da bir başkası kendini kötü hissedecektir. Hiçbir şeyi geri çevirmedikleri için de değersiz, haz-yönelimli, bencil bir hayat yaşarlar. Tek kafaya taktıkları biraz daha uzun süre sarhoş kalabilmek, hayatın kaçınılmaz başarısızlıklarını görmemek, ıstırabı kendilerinden uzak tutarmış gibi yapabilmektir.
Reddetmekten kaçınmak kısa vadede hazlar verse de, uzun vadede bizleri rotasız ve dümensiz bırakır. Bir şeyi gerçekten takdir edebilmek için kendinizi ona has-retmelisiniz. Yani ancak onlarca yılınızı tek bir ilişkiye, tek bir beceriye, tek bir zanaata, tek bir kariyere adarsanız hayatınızda belli seviyede sevince ve anlama ulaşabilirsiniz. Alternatifleri geri çevirmeden de bu onlarca yıl sürecek yatırımı yapamazsınız.
Bir şey başka bir şeyden daha iyi ya da arzulanabilir olamazsa,- demek ki bizler de bomboşuz ve hayatlarımız anlamsız. Hiçbir değer yargımız yok ve hayatlarımızı bir amacımız olmadan yaşıyoruz.