İsmail Çakmak

İsmail Çakmak
@shirox
Kitap okumayı seven, her türden kitap okuyan biri
Antalya
Antalya
15 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
8/10
·139 syf.··
2018 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2018 00:00
Bir pınar düşünün. Oldukça lezzetli ve içildiğinde sizi ölümsüz yapan türden bir pınar... Eminim birçok kişi hemen bu pınardan kana kana su içmek isteyecek. Ölümsüzlük... Çok büyük bir şans, veya tanrının bir lütfu değil mi? Aslında olaylar tam da öyle değil. Ölmemek oldukça olumsuz bir durum. Bunu Tuck ailesinden anlıyoruz. Tuck ailesi çok büyük bir hata yapıp buldukları pınardan su içiyorlar ve ölümsüz oluyorlar, hiç de yaşlanmıyorlar suyu içtikleri yaşta kalıyorlar hep. Yıllar geçiyor ve onlarda en ufak bir değişiklik yok. Ölümsüz olmak hakkındaki düşünceleriniz bu kitabı okuduktan sonra eminim değişecektir. Kitap uzun zamandır kitaplığımda duruyordu. Sürekli erteliyordum fakat artık okumam gerek diye düşündüm ve okumaya başladım. İyi ki de başlamışım. Kitap daha ilk sayfalardan sizi içine çekiyor. Kitapta en çok beğendiğim şey ise karakterlerin ölümsüzlük hakkında farklı görüşlere sahip olması. Kimisi bir şans diye düşünürken kimisi ise tanrının bir laneti olduğunu düşünüyor. Yazılacak çok da bir şey yok açıkçası. Kısa bir çocuk kitabıydı ve ben genel olarak sevdim. Çocuk kitabı olduğunu kitabı internette aratana kadar bilmiyordum. Yani çocuk olun olmayın bu kitabı okumalısınız.
Ölümsüz AileNatalie Babbitt · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20184,068 okunma
Reklam

İsmail Çakmak

, bir kitap okudu
8/10
·139 syf.··
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2018 00:00
·
2018 12. kitabı
Natalie Babbitt
8.2/10 · 4.068 okunma
6/10
·127 syf.··
2018 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2018 00:00
Rüyada günlük görmek iyi bir kitap okuyacağınıza işarettir. Rüyada günlük görülse de görülmese de Beş Sevim Apartmanı'nı okumak iyiye işarettir, onu okuyanın gönül gözü açılır, peri kızları rüyasına girer. Ana karakterimiz Doktor Samimi 30 yaşında bir psikiyatristtir. Samimi, annesi tarafından halasına terk edilmiş, sessiz, kendi halinde, uslu bir çocuktu. Uslu olmasına usluydu ancak hiç arkadaşı yoktu. O da bu yalnızlığını cinlerle, perilerle kapatmaya çalıştı ve onlarla arkadaş oldu. Samimi cinleriyle çok mutluydu ve onları çok seviyordu. Onlarla rüyasında konuşur, oyunlar oynar, diyar diyar gezerdi. Bu durum Samimi 30 yaşına gelene kadar devam etti. Sonra bir gün Samimi cinlerine küstü. Onlardan intikam almak için yanıp tutuşur hale geldi. Cinperiler ile Doktor Samimi arasındaki savaş işte böyle başladı. Beş Sevim Apartmanı okuduğum ilk Mine Söğüt romanıydı. Kitabı ilk gördüğümde kapağına vurulmuştum, insanlar da sürekli beğendiğini söyleyince daha fazla dayanamayıp aldım. Fakat beklediğimi bulamadım. Cinli perili hikayeler beni pek sarmıyor sanırım fakat yazarın kalemi güzeldi. Kitaptaki karakterlerimizin hikayelerini önce kendi ağızlarından dinliyoruz, sonra ''gerçek'' hikayelerini öğreniyoruz. Aralara da Doktor Samimi'nin günlüğünden sayfalar serpiştirilmiş. Bu da kitabı akıcı kılmış. Akıcı olmasına akıcı fakat kitap elimde uzunca bir süre süründü. Dediğim gibi cinli perili hikayeler beni pek sarmıyor. Fakat kitabın sonu kesinlikle harikaydı. Son birkaç sayfayı merakla okudum. Ancak sonunun iyi olması kitabın genelini kurtaramamış. Eğer bu tür cinli, perili, cinperili hikayeler seviyorsanız bu kitabı da kesinlikle seversiniz fakat ben şansımı yazarın diğer kitaplarında deneyeceğim.
Edebiyat
Beş Sevim ApartmanıMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 20199,1bin okunma
8/10
·574 syf.··
2018 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2018 00:00
Kitap Hırsızı bize İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya'da yaşayan küçük bir kız olan Liesel Meminger'i ve onun çevresindeki insanları anlatıyor. Kitabın adını ilk duyduğumda basit bir kitap hırsızlığı sanmıştım ama kitabı okudukça o isim anlam kazanmaya başlıyor. Bu türde birçok kitap yazıldı, film çekildi. Bu yönden diğer eserlerden pek farklı değil. Fakat Kitap Hırsızı'nı özel yapan şey kesinlikle karakterlerdi. Her karakterin kendine has bir havası ve bir tavrı vardı. Rudy'nin masumluğu ve komikliği, Hans'ın samimiyeti ve sıcacık kalbi, Max'in sevecenliği... Her biri gönlünüzde yer ediniyor, adeta bir dostunuz ve hatta ailenizden biri gibi oluyor. Kitapta kendinize bir tane favori seçemeyeceksiniz, bunu garanti edebilirim. Kitapta en garip şey kesinlikle anlatıcıydı. Kitap ölümün -ya da Azrail, siz nasıl isterseniz- ağzından anlatılıyor. Anlatıcımız -yani ölüm- Hitler'in acımasızca öldürttüğü Yahudilerin ruhlarını da bizzat kendisi toplamıştır. Kitapta tek sıkıntı -en azından benim için öyle- kitap aralarında spoiler vermesi. Evet kitap kendi spoilerını veriyor. Örneğin ''Birkaç bölüm sonra size X'in nasıl öldüğünü anlatacağım'' -burayı tamamen salladım.- gibi bir şey görmeniz muhtemel. Hani dedenizle oturursunuz ve o size kendi gençliğini anlatır ya, kitap onun gibi bir şeydi işte. Tüm olayları gören ve yaşayan ölüm bize olayları anlatıyor. Bu yüzden kendi kendine spoiler veriyor bazen. (Burayı tam anlatamadım ama olsun, okuyunca anlarsınız zaten.) Ben kitabı beğendim, eminim siz de seversiniz. Özellikle şu sıralar hüzünlü bir şey okumak istiyorsanız... Ayrıca kitabın bir de filmi var, ben yazayım da belki izlemek isteyen olur. Artık susup kitabı yaşamanıza izin veriyorum. İyi okumalar!
Edebiyat
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma