Gökhan Şahin

Gökhan Şahin
@shngkhn
Veteriner Hekim
33 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Buraya kadarı neşeli ve iyi olabilir; hatta kafasında bu tür oyunlar oynamayı sevenler için gizli yararları bile olabilir. Gelgeldim Papalagi, öylesine çok düşünüyor ki, onun için düşünmek artık bir alışkanlık, bir gereksinim, neredeyse bir zorunluluk halini almış. Ha babam düşünmek zorunda. Düşünmeden, bütün organlarıyla birlikte yaşamayı beceremiyor artık. Bütün duyuları derin uykulardayken, neredeyse hep kafasıyla yaşıyor yalnızca. Hem de bu arada iki ayağı üstünde yürümesine, konuşmasına, yemesine, gülmesine rağmen. Düşünme, düşünceler (bunlar düşünmenin ürünleridir) onu tutsak etmişler. Bir tür uyuşturucu gibi kendi düşünceleri. Diyelim ki güneş pırıl pırıl parlıyor, "Güneş ne güzel parlıyor" diye düşünmeye başlar o an. Ama bu yanlıştır işte. Büyük bir yanlış hem de. Akıllı bir Samoalı güneşin sıcak ışıkları altında kollarını, bacaklarını gevşetir ve hiçbir şey düşünmez. Güneşi bir tek kafasıyla duymaz, elleriyle, ayaklarıyla, bacaklarıyla, karnıyla, bütün organlarıyla hisseder. Bırakır, derisi, kolları, bacakları kendi başlarına düşünsünler. Kafa gibi olmasa da onlar da düşünürler mutlaka. Ama düşünmek Papalagi'nin önünde bir türlü sökemediği bir lav kütlesidir sanki. Belki keyifle düşünür, ama düşünürken gülmez. Belki üzülerek düşünür, ama düşünürken ağlamaz. Açtır belki de, ama kulkas meyvesine ya da palusami'ye sarılmaz. Düşünceleri, duyularına düşman olan bir insandır o. İki parçaya bölünmüş bir insan.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Reklam
Elinizdekilerle yapabileceğinizi yapın. Daha fazlasına gerek yok.
Sayfa 231·Kitabı okudu
“Şunu iyi bilmelisin, önüne çıkan yanlışa ne kadar çabuk hayır dersen, doğru karşına o kadar çabuk çıkar...” Anonim
Sayfa 131·Kitabı okudu
Öğretmen masasına kocaman bir kavanoz yerleştirir. Sonra sınıfa getirdiği torbalardan birinden aldığı iri kaya parçalarını kavanozun içine koymaya başlar. Kavanozda başka taş koyacak yer kalmayınca öğrencilerine döner ve sorar: “Kavanoz doldu mu?” Öğrencileri hep bir ağızdan “Evet doldu” diye yanıt verir. Bunun üzerine öğretmen eğilip masanın altındaki çakıl dolu kovayı alır ve kavanoza dökmeye başlar, ara ara kavanozu sallayarak daha fazla taş parçasının boşlukları doldurmasına izin verir. Sonra yeniden sorar: “Peki şimdi doldu mu?” Öğrenciler bu sefer daha temkinlidir “Tam dolmuş sayılmaz” derler. Zaman öğretmeni bu sefer bir kova kum döker kavanozun tepesinden. Döktüğü kum her yeri doldurana kadar devam eder ve yine sorar: “Kavanoz doldu mu?” Öğrenciler bu kez “Hayır dolmadı” der. Öğretmen “Aferin” diyerek eline aldığı bir sürahi suyu döker bu kez. Ve sonra “Bu gördüklerinizden ne ders çıkarttınız?” diye sorar. Afacanlardan biri “Gün içinde yapmanız gereken şey ne kadar çok olursa olsun her zaman yenilerine yer vardır” der. Öğretmen sınıfa döner ve şöyle der: “Hayır, çıkarmanız gereken ders şu: Eğer büyük taş parçalarını baştan kavanozun içine koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız.”
Sayfa 132·Kitabı okudu
Bütçe yapmanın nedeni, cüzdanını doldurmana yardımcı olmasıdır. İhtiyaçlarını gidermen için yardımcı olacak ve olabildiğince arzularına ulaşmanı sağlayacaktır. Unutamadığın arzularını fark etmeni sağlayarak, onları sıradan isteklerinden ayırt etmene yardımcı olacaktır. Tıpkı karanlık bir mağaraya sızan parlak ışık gibi, cüzdanından sızanları göstererek, onları durdurmanı ve daha kesin, gerekli nedenler için harcamalarını kontrol etmeni sağlayacaktır.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Reklam