Kederin artık ilerlemiş bir boyutu olarak değerlendirebileceğimiz depresyon, bir sosyoloğun betimlemesiyle, ‘kendi olma yorgunluğu’dur. İnsan bazen kendisi olmaktan yorulup ümitsizliğe düşebilir.
Günümüzde sessizlik hor görülür. Konuşan insanın sağlıklı olduğu önermesi alttan alta desteklenir. Oysa kedere sessizce de katlanabilir insan. Hayatın keder ve sevinçleriyle bizi usul usul büyütmesine izin vermek gerekir.
Görsel medyada sürekli olarak hazır sunulan ve hızlı değişen imgeler; düşünme yeteneğinde azalma, kısalmış dikkat süresi, hiperaktivite ve dürtüsellik gibi sorunlara yol açıyor.
Medyada ‘anormal’ içerik arttıkça, sosyal ‘kabul görme’ de artıyor. Gerçek dünya, ekran gibi görülüyor ve bununla birlikte insan davranışları ve sosyal normlar değişiyor.