Tuğçe

Tuğçe
@shutugce
Kitapsever
"Kelimeler böyledir işte, fazla gizlerler kendilerini, birbirinin peşine takılırlar, nereye gittiklerini bilmez görünürler ve ansızın ikisinin, üçünün veyahut dördünün birden kolayca ortaya çıkmasıyla bir kişi zamiri, bir zarf, bir fiil, bir sıfatla karşı konulamayan bir heyecan tenimize ve gözlerimize yükselir, duygularımızın sükuneti bozulur, bazen de sinirlerimiz dayanamaz buna, çok tahammül etmişlerdir, sanki bir zırh kuşanmış gibi her şeye katlanmışlardır."
Sayfa 283 - Kırmızıkedi
Edebiyat
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
“Kaybedebileceğin bir şeye bağlandığında incinmeyi göze alırsın. Sevmek, incinmeyi göze almaktır." – Kemal Sayar
Edebiyat
"Doktorun karısı, genç kızın ardından yürüdü, merdiven ne kadar karanlık olsa da yürüyebiliyordu. Koyu renk gözlüklü genç kız telaştan iki kez tökezledi ama kendi haline gülmenin daha iyi olacağını düşündü. Düşünebiliyor musun, bu merdivenleri vaktiyle gözüm kapalı inip çıkabilirdim, kalıplaşmış cümleler böyledir işte, binlerce anlam inceliğine duyarlılık göstermez. Örneğin bu cümle, gözleri kapalı olmak ile kör olmak arasındaki farkı göz ardı ediyor.
Sayfa 245
1000Kitap
- Entelektüel kimdir? Çok okuyan mıdır, çok gezen midir, çok bilen midir? - Entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. Örneğin mesleği kimyacılıktır ama coğrafya veya tarihle de uğraşır, resim yapar. Bu iş öteden beri böyledir. Kendi dünyasının dışıyla ilgilenendir entelektüel.
Sayfa 51
1000Kitap
Günün birinde insanın canı artık hiçbir şey yapmak istemez. Hiçbir şeyle ilgilenmez ve kurur gider. Üstelik bu isteksizlik geçici değildir hatta giderek de artar. Günden güne, haftadan haftaya daha kötü olur. İnsan kendinden hoşlanmaz, sanki içi bomboştur ve dünyayla bağdaşmaz. Sonraları bu hisler de kalmaz ve hiçbir şey hissetmez olur. Bütün dünyaya yabancılaşmış ve hiç kimse onu artık ilgilendirmez olmuştur Ne kızgınlık duyar ne de hayranlık. Ne sevinmesini bilir ne de üzülmesini. Gülmeyi de ağlamayı da unutmuştur. Böyle bir insanın içi kaskatı kesilmiştir. Artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevemez. Bu durumda, artık hastanın iyileşmesine olanak yoktur. Geriye dönüş kalmamıştır. Bomboş, kül rengi bir yüzle ve nefretle çevresine bakar, tıpkı duman adamlar gibi. Onlardan biri olup çıkmıştır. Hastalığın adına gelince, buna "ölümcül can sıkıntısı" denir.
Sayfa 268
Edebiyat