Jose Saramago'unu okuduğum ilk kitabı. Öncelikle kitabın konusu, adı bilinmeyen bir ülkenin herhangi bir gününde trafikte aniden kör olan bir adam ve ülkeye yayılan bir salgın. Nasıl ve nerden geldiği belli olmayan bu salgın, insanları yaşamını oldukça zorlaştırıyor. Kitapta diyalogları herhangi bir noktalama işareti kullanmadan yazması, Jose Saramago'unu kendime has üslubu beni etkileyen en güzel tarafıydı. Bu kitapta öğrendiğim çok şey oldu. Günümüz dünyasında sadece gözlerin kör değil, kulakların sağır olduğu, ağzımızın dilsiz olduğunu da unutmamak gerek. Aslında kör, sağır ve de dilsiziz.
Peki ya biz kör olsak? Hiç düsündük mü? Bu kitaptan önce ben de düşünmedim. Kitabı okuduktan sonra akıllara gelen o soru: Peki ya biz kör olsaydık? Bunu düşünmek epey zaman alır. Her şey altüst olurdu, insanlar birer savaş halinde olurdu. Ve daha beteri olurdu. Kitabı okurken ara ara kendime sorduğum sorular oldu. Tabi kitabın sevmediğim yanları da oldu. Adeletsizligi, ülkenin konumunu dile getiren bir kitap. Eminim ki okuyanlar çok sevdi. Okumanızı şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap. Herkese iyi okumalar...
"Hepimiz susalım, sözlerin işe yaramadığı anlar vardır."
"Körler hep savaş halindedir, her zaman da öyle olmuşlardır."
"Aslında körlük umudun tükendiği bir dünyada yaşamaktı."
"Bazı körlerin sadece gözleri kör değildi zihinleri de kördü."
"Hepimizin içinde adını koyamadığımız bir şey var, işte biz oyuz."
"Asıl zor olan insanlarla birlikte yaşamak değil, onları anlamak."
"Sessiz kalmak en kuvvetli alkışlamadır."
"Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük. Gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler."